PFAS ile Mücadelede Kişisel Deneyimler: Ev ve Aile İçin Alınan Önlemler
PFAS ile mücadelede kişisel deneyimler ve ev ile aile için uygulanabilir önlemler: güvenli yaşam için pratik ipuçları
Bir klinikte kan testi sonuçlarını beklerken aklımda tek soru vardı: kameralar karşısında kaygılı görünmeden bu anı atlatabilir miyim? Testin neyi göstereceğini pek düşünmedim; iğnelere karşı olan çekincem hâlâ sürüyordu. BBC Panorama’nın sonsuz kimyasallarla ilgili belgesel çalışması kapsamında kan değerlerimi öğrenmek benim için bir aydınlanma yolculuğuna dönüştü.
PFAS olarak adlandırılan uzun süre kullanılmış kimyasallar hayatımızın pek çok alanında yer ediniyor. Su geçirmez giysilerden pişirme gereçlerine, elektronik cihazlardan tıbbi araçlara kadar geniş bir yelpazede kullanılıyorlar. Bunlar kalıcı kirleticiler olduğundan kolayca yok olmuyorlar ve çevre ile vücudumuzda birikim gösteriyorlar.

Test sonuçlarım mililitre başına 9.8 ng olarak çıktı. Dr. Sabine Donnai, bu düzeyin sağlık üzerinde risk oluşturabileceğini nazikçe ifade etti; ki bu durum, benim için şaşırtıcı bir farkındalık yarattı. Hamilelik sürecimde kimyasalların bazılarını bebeğime aktarmış olabileceğimi öğrenmek ise durumun kişisel bir boyuta taşınmasına sebep oldu.
Bir akşama dair korkularımı ve kaygılarımı paylaşırken, PFAS seviyelerinin tamamen temizlenmesinin mümkün olmadığını kabul ettim; fakat görevlendirdiğim yaşam tarzı değişiklikleriyle bu yükü hafifletmenin yolları olduğunu öğrendim. Lifli gıdaların tüketimini artırmak, bağırsaklarımı sağlıklı bir şekilde çalıştırıp vücuttaki birikimin azaltılmasına katkı sağlayabilir. Özellikle yulaf, arpa, fasulye, kuruyemiş ve tohumlar bu süreçte öncelik kazandı.
Doktorlar, evde maruziyeti azaltmanın adımları olarak; yapışmaz kapları seramik ya da çelik alternatife geçişi, su filtrelerini kullanmayı ve PFAS içermeyen temizleyiciler tercih etmeyi önerdi. Ayrıca PFAS içermeyen makyaj ve saç ürünleri kullanmayı, içeriklerinde ‘floro’ veya ‘PTFE’ geçen maddelerden kaçınmayı tavsiye ettiler. Ev içindeki maruziyeti azaltmak için halı ve mobilya gibi yüzeylerde sık süpürmenin ve gün ışığıyla havalandırmanın da önemli olduğunu belirttiler.
Çocuk giyiminin riskleri de göz ardı edilmemeli. PFAS içerebileceğini bildiğimiz bazı çocuk ürünlerinin güvenli olduğuna dair net bir şema yok; bu yüzden üretici beyanlarına bakmak, sertifikalı ürünleri tercih etmek büyük önem taşıyor. Oxford ya da Birmingham gibi üniversitelerden gelen uzman görüşleri, cildin uzun temas halinde bu kimyasalları emme potansiyelinin olduğunu ortaya koyuyor.
Avrupa Birliği ve İngiltere’nin PFAS ile ilgili yaklaşımları, yasaklar veya kısıtlamalar yönünde adımlar içerse de, şu an için tamamen bir yasak kararı geniş kapsamlı olarak uygulanmış görünmüyor. Bununla birlikte tarım ilaçları ve gıda zincirindeki bazı maruziyetler dikkat çekici şekilde PFAS kaynağı olmaya devam ediyor. Meyve ve sebzelerdeki PFAS izleri, tarım ilaçlarının kullanımıyla ilişkilendiriliyor; bu da her bireyin günlük yaşantısında dikkatli olması gerektiğini işaret ediyor.
Kişisel olarak bu bilgiyle yüzleşmek zor oldu; fakat üzerime düşeni yapma motivasyonunu güçlendirdi. Dumanlı düşünceler içinde kendime şu soruyu sordum: Maruziyeti tamamen engellemek mümkün müdür? Belki değil, ama azaltmak ve kontrol altında tutmak elimizde. Bu yolda planlı hareket etmek, hayat kalitemi ve ailemin sağlığını korumak adına atılması gereken adımlar arasında öne çıkıyor.