DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul °C
İstanbul
°C
°C
°C
°C
°C

Yaşatanın Ateşi: Demir Dövme Sanatını Sürdüren Baba ve Oğlu

Yaşatanın Ateşi: Demir dövme sanatını sürdüren baba ve oğlunun tutkulu geleneğiyle, ustalık, emek ve nesilden nesile uzanan bir mirasın hikayesi.

03.07.2026
A+
A-

Develi’nin kırsal Küçükkünye mahallesinde, atalarından bu yana el sanatını taşıyan İsmail Çankırı ile oğlu Mustafa, sıcak demirlerin üzerinde yılların birikimini yeniden şekillendiriyor. Baba‑oğul, ısıtılan demiri çekiç ve balyozla vurup belli bir form kazandırırken, manda derisinden yapılmış körükle ateşi harlayıp işin ateş gücünü hep canlı tutuyorlar.

Geleneksel yöntemlerle ortaya çıkan balta, nacak, çapa, orak ve tahra gibi aletlere ilgi azalsa da dükkânın ocağı sönmesin diye emeklerini sürdürüp demire yeni yaşam veriyorlar. Bölgede yaşayan halkın onarıma ihtiyaç duyduğu bir dönemde bile bu sanat, neredeyse bitme noktasına geldi; fakat baba‑oğul, bu mirası korumak adına sabırla çalışmaya devam ediyor.

İsmail Çankırı, sıcak demirin bir sanat olduğuna vurgu yaparak, yıllar boyunca edindiği tecrübeyi şöyle özetliyor: “Zor bir meslek; soğuk demiri ısıtıp şekillendiriyoruz. Emek ve alın teri gerektirir. Bu sanatı yaşatmak için ter döküyoruz ve dededen gelen bu mirası oğullarıyla birlikte sürdürüyoruz.”

Mustafa Çankırı ise gençliğe aktarılacak bir miras olarak gördüğü bu meslekteki tutkusunu şu sözlerle ifade ediyor: “Çocukluğumdan beri babamla çalışıyorum; yaklaşık 12‑13 yaşımdan itibaren demire şekil vermeye başladım. Eskiler canlandırılsın diye uğraşıyoruz; her şey makineleşse bile el emeğiyle elde edilen araçların değeri her zaman özel kalacaktır.”

Çankırı ailesi, dedelerinden miras kalan çekici sesini duymak için daha çok çalışmaya kararlı; öyle ki, ilerleyen yaşlarda bile bu sanatı genç kuşaklara aktarmayı ve duvarlara asılı birer hatıra olarak bırakmayı hedefliyorlar. Rabbimizin izniyle, güçleri yettiği sürece bu kültürü yaşatıp nesiller boyu sürdürmeyi arzuluyorlar.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.