Sevda’nın İzinde: Kentsel Dönüşümün Toplumsal Belleğin Yıkımına Dair Bir Çerçeve
Sevda’nın İzinde: Kentsel Dönüşümün Toplumsal Belleğe Etkisini incelerken, dayanışma ve değişimin izini sürüyor; gelecek için bellekli bir çerçeve sunuyor.
Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin Ulusal Uzun Metraj Yarışması kapsamında gösterilen Sevda, kentsel dönüşümün yalnızca binaları değil, bellekleri ve aidiyet duygusunu da dönüştürdüğünü ekrana taşıyor. Yönetmen Ufuk Emiroğlu, senaryoyu Ercan Kesal ile birlikte geliştirdiklerini ve İstanbul’daki Fikirtepe deneyiminin hikâyeyi yönlendirdiğini anlatıyor. Bu yapım, eski bir Osmanlı mezarlığını korumak isteyen bir bekçi ile emlak danışmanı Sevda arasındaki hesaplaşmayı merkeze alıyor ve toplumsal hafızanın kırılganlığına odaklanıyor.
Oyuncu kadrosunda Tülin Özen, Macit Koper, Mert Fırat ve Ercan Kesal gibi isimler yer alıyor. Emiroğlu, festivaldeki jüri başkanı Kesal ile hikâyeyi geliştirirken geçmişi bilmeyen birinin Türkiye’de nasıl bir yaşam sürebileceğini incelemeye başladıklarını, fakat İstanbul’daki kentsel dönüşümün bu senaryonun odak noktasına oturduğunu belirtiyor. Mezarlık gibi simgelerin, geçmişin ve toplumsal belleğin ifade edildiği unsurlar olarak öne çıktığını vurguluyor. “DİRENİŞ BAZEN HİÇ BEKLENMEDİK BİR İNSANDAN GELEBİLİR” diye ekleyen Emiroğlu, inşaat projelerinin gölgesinde kalan bir yaşam mücadelesinin çatışmasını, beklenmedik yönlerden gelebilecek direnişlerle sürdürmenin mümkün olduğunu ifade ediyor.
Başrol Sevda’nın geçmişle yüzleşmesi ve bu süreçteki değişimi, Emiroglu’nun kendi yaşam öyküsündeki köklerle paralellikler taşıyor. İsviçre’ye taşınan bir çocuk olarak yaşadığı dönemin ardından Türkiye’ye dönüş, Sevda’da kimliğini bulma yolunu açıyor. Çocukluk travmaları ve terk edilme korkusu, Sevda’nın ilişkiler üzerinden yeniden şekillenen bir karaktere dönüşümüne zemin hazırlıyor; bu yön, filmdeki ilişkilerin gelişimini derinleştiriyor.
“BABAM VE ARKADAŞLARI GECEKONDULARIN YIKILMASINA KARŞI DİRENDİ” diyen Emiroğlu, Antalya’daki gecekondu direnişlerinden miras kalan bir tarihsel hatırlatmayı aktarıyor. Babasının bu süreçteki rolü, bugün için bir ders niteliğinde; insanların mücadeleyle tapu sahibi olabildiğini hatırlatıyor ve direnişlerin unutulmaması gerektiğini vurguluyor.
Geçmişle yüzleşmenin bireysel hafızayı aşan bir toplumsal hafıza meselesi olduğunu söyleyen yönetmen, Sevda’nın bu yüzleşme sayesinde kararlarında daha istikrarlı bir yol seçtiğini belirtiyor. Ülke ve politika geçmişinin etkilerini de göz ardı etmeden, geçmişin bilinmesiyle hataların tekrarlanmadığını kaydediyor. Kentsel dönüşümün kimin geleceğini kurduğunu ve kiminkini yok ettiğini sormaya devam eden Emiroğlu, İstanbul’da yükselen yeni yapılaşmanın kimler için, hangi amaçlarla inşa edildiğini sorguluyor.