DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul °C
İstanbul
°C
°C
°C
°C
°C

Pala Dayı ve Kardeşlerinin Yöresel Yaşamı: Dağlar, Koyunlar ve Gelenekler

Pala Dayı ve kardeşlerinin yöresel yaşamını, dağlar, koyunlar ve geleneklerle samimi bir yolculukla keşfedin.

12.09.2026
A+
A-

Afyonkarahisar’ın yaylalarında yaşayan Pala Dayı olarak nam salmış İsmail Dadak ile kardeşleri, koyun sürüsünü takip ederken ve kendi ürettiklerini sofralara taşıyan bir yaşam sürüyorlar. Şuhut’un Dadak köyünden Dipsiz Yaylası’na uzanan yaz mevsimlerinde ailenin bir arada olması, hayvancılıkla geçinen bu grubu yakından tanımlıyor.

Birliktelik ve dayanışma, günlük işlerin ortak yürütülmesinde kendini gösteriyor; her biri kendi rolünü üstlenerek toplanan ürünlerle aile sofrasını zenginleştiriyorlar. Yaşadıkları yöreye ait kıyafetler de onların yaşam tarzını yansıtıyor; uzun saçlar ve pala bıyıkları onların özgün stilini oluşturuyor. Ayrıca yaylada giyilen bol paçalı pantolonlar, geniş yakalı gömlekler ve ceketten oluşan takım elbiseler, çevredekilerin dikkatini çekiyor.

Köydeki oyun havaları eşliğinde gerçekleştirilen oyunlar, sürdürdükleri geleneklerin canlılığını ortaya koyuyor.

İsmail Dadak (46) AA muhabirine, yüksek rakımlı bir yaşamda olsalar da misafirperverliğin kalplerinde birincil yerde olduğunu belirtti: “Misafirleri çok seviyoruz ve günün her saatinde onları ağırlamaya hazırız.” İlikslenmiş gündelik akışta kardeşi İlyas ile günün çoğunu yaylada geçirirler; şehirdeki işlerini tamamladıktan sonra akşam yaylaya dönerler. Yaklaşık 200 dekar bir alanda faaliyet gösterdiklerini anlatan Dadak, “Toprağı atalarımızla paylaştık; dedelerimizin tohumlarıyla hayatımızı sürdürmeye çalışıyoruz” dedi.

Havaların zorlu geçebildiğini, Mayıs ayında kar yağdığında çadırın yıkıldığı anları da paylaşan Dadak, şu sözlerle yaşadıkları zorlukları özetledi: “Bunu istemiyoruz diye bir şey yok. Çünkü bu yaşamı seviyoruz. Biz üretmezsek kim üretecek? Damla damla birikerek büyük bir yol alır; her birinin değeri büyümeye devam eder.” Türkiye’nin dört bir yanından ve yurt dışından gelen misafirler de onların yaşamını merakla izliyor ve eski bir hayatı hatırlatıyorlar. “50 yıl öncesinin göçebe yaşamını şimdi burada yaşıyoruz” diyenler oluyor ve bu duyguyu birlikte paylaşıyorlar.

Saçlarımız Oğuzlardan, bıyıklarımız Göktürklerden gelmektedir sloganını mırıldanan kardeşlerden İlyas Dadak (43) da kültürlerini koruduklarını belirtiyor: “Eski atalarımızın adıyla çocuklarımızı yetiştiriyoruz ve onların ismini yaşatıyoruz. Yörük kimliğini dışarıdan görüldüğü gibi kolay kavranan bir durum olarak düşünmüyoruz; özümüzü sürdürmek için bu zorluklara katlanıyoruz.” Şehir yaşamı onların yaşam şekliyle uyuşmuyor; haftada bir kez şehir merkezine inip yeniden burada olmayı arzuluyorlar.

Çevrelerine saygı duyan ve kendi topraklarını koruyan bu ailenin yaşamı, dağlarda doğal koşullara uyum sağlayan bir gelenek olarak sürüyor.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.