Osmanlı ve Selçuklu Motifleriyle Ahşap Mirasını Yaşatan Usta: Hanifi Bereket
Osmanlı ve Selçuklu motifleriyle ahşap mirası yaşayan usta Hanifi Bereket’in sanat yolculuğu ve özgün işçilikleriyle büyüleyici bir miras.
Sakarya’da, yarım asırlık bir süre boyunca ahşap oymacılığını sürdüren Hanifi Bereket, Osmanlı ve Selçuklu motiflerini eserlerine taşıyarak geleneksel el sanatlarını geleceğe taşıyor. 63 yaşındaki usta, eserlerinin Amerika, İngiltere, Türk cumhuriyetleri ve Arap ülkelerine ulaşmasıyla gurur duyuyor; geçtiğimiz yıllarda yaptığı bir koltuğun tamir edilmek üzere kendisine getirilmesi, mesleğinin en anlamlı anlarından biri olarak değerlendiriliyor. Dolapdere, İstanbul’daki gençlik yıllarından Sakarya’ya uzanan yolculuğunda Bereket, ahşabı çizip, kesip oyarak bir araya getirerek sanat eserine dönüştürüyor ve bu süreç, kültürel mirasın gelecek kuşaklara aktarılmasına hizmet ediyor. Medeni mirasın aktarıcısı olan oymacılık sadece bir üretim süreci değil; o, farklı toplulukların kültürel birikimini sonraki nesillere taşıyan bir köprü olarak görülüyor.
“Tarihsel ve kültürel değerlerimizle ilerlemek için oymacı aracılık eder” diyen Bereket, emek, sabır ve ustalığın bu mesleğin temel taşları olduğuna vurgu yapıyor. Önce ahşabı çizip kesip oyarak, sonra bir araya getirerek nihai eseri ortaya koymanın adımlarını şu sözlerle özetliyor: “İlk adımı attığım yer İstanbul’un Dolapdere’si, sonra Adapazarı’na kadar uzanan yolculuk. İnsanlık tarihinin bir sonraki döneme aktarılmasına oymacılık yol gösterir.”
Yıllar önce yaptığı bir koltuğun tamir edilmek üzere yeniden kendisine getirilmesi, Bereket için mesleğinde unutulmaz bir olaydı. Zamanla eserler, Amerika’ya, İngiltere’ye, Türk cumhuriyetlerine ve Arap ülkelerine ulaşıyor; son olarak Miami’de bir yatın iç tasarımını üstlendi. Bu koltuğu tamir etmek, 50 yıl önce yaptığına yeniden dokunmak anlamına geliyor ve bu durum, “Bir mobilyayı uzun ömürlü kılarak kullanmak” düşüncesinin en somut örneği olarak nitelendiriliyor.
Eşyalarla aradaki bağın giderek güçlendiğini ifade eden Bereket, eski çalışmalarını cilacıya gördüğünde heyecanını tekrar yaşıyor: “Köşeye çekilmiş kuğu figürlü koltuğu gördüm ve ona yaklaşınca sanki bana baktı. Atölyeye götürüp sahibine iade ettim; böylece eşyalarla aramızda sıcak bir bağ oluştu.”
Tarihi eserlerin restorasyonunda, yalnızca konvansiyonel yetkinliklerle hareket eden ustaların seçilmesi gerektiğini savunan Bereket, bu alanda yetkin olmayan kişilerin işi üstlenmesini eleştiriyor. Ayrıca mesleğini oğluna devrederek gelecek kuşakları da bu gelenekle buluşturmayı amaçlıyor. Oğlunun çocukluğundan itibaren atölyede büyüdüğünü ve zamanla mesleğin inceliklerini öğrenmesini gururla anlatıyor: “Ben alaylıyım, o mektepli oldu.”
Kaynaklar: İhlas Haber Ajansı ve Haberler.com.