Kişiye Özel Probiyotik Geliştirme: Türkiye’de Yerli ve Milli Mikrobiyota Çalışmasıyla Yeni Bir Yaklaşım
Türkiye’de yerli mikrobiyota çalışmasıyla kişiye özel probiyotik geliştirme yaklaşımı: milli ve yenilikçi çözümlerle bağırsak sağlığını güçlendirir.
Sağlık Bilimleri Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Merkezi’nde Prof. Dr. Gülçin Alp Avcı, Prof. Dr. Ümit Savaşçı ve Prof. Dr. Emre Avcı, bireylerin mikrobiyota analizine dayalı yerli ve milli probiyotikler geliştirme yönünde çalışıyor. Ekip, kişiye özel çözümler üretmeyi hedefleyerek, her bireyin genetik yapısı, yaşam tarzı, stres düzeyi ve çevresel etkenlerini dikkate alıyor ve bu doğrultuda ürünlerini şekillendiriyor.
“Kişiye özgü sağlıklı bir flora oluşturarak, daha dengeli, sağlıklı ve kaliteli yaşamı amaçlıyoruz,” diyen ekip, yaklaşık bir on yıl süren fokuslu çalışmalarını klinik düzeye taşıdığına dikkat çekiyor ve mikroorganizma izolasyonları ile literatürdeki çalışmaların ürünlere dönüştürüldüğünü belirtiyor. Üstelik bu süreçte, yalnızca mevcut literatürle oturulmuş bir modele değil, kendi izole ettikleri mikroorganizmalarla birlikte postbiyotik ürünleri de değerlendiriyorlar.
Çok bilinçli olmak gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Gülçin Alp Avcı, probiyotik kullanımı konusunda kapsamlı bir yaklaşım öneriyor. “İhtiyaç olduğunda bir hekime başvurup gerekli tetkikler yapılarak eksik olan yönler tespit edilmeli ve bu doğrultuda probiyotik önerisi yapılmalıdır. Ürünlar sadece bağırsak sağlığı için değil, beyin, saç ve cilt gibi tüm vücut metabolizmasına etki edebilir.” ifadelerini paylaşıyor.
Günümüzde kişiye özel tedavi ve destekleyici hizmetlere artan ilginin altını çizen Avcı, her bireyin florasının benzersiz olduğunu hatırlatıyor. “Bağırsak florası anne karnından itibaren şekillenmeye başlar; annenin sağlığı, beslenme alışkanlıkları ve yaşam koşulları bu florayı etkiler. Sonuç olarak, zamanla florada bozulmalar meydana gelir ve bu bozulmayı düzeltmek için kişi özel planlar devreye girmelidir. Her yiyecek herkes için aynı yanıtı vermeyebilir. Bu yüzden probiyotiklerin kişiye özel olması gerektiğine inanıyoruz.”
Avcı, mikrobiyota analizinin ana hedefinin floradaki mikroorganizmaların canlılık ve sayısal durumu olduğunu belirtiyor ve “Herkeste farklı bir mikroflora var; dolayısıyla karşılaşılan riskler ve hastalık göstergeleri farklıdır. Bu çeşitlilik içinde bile kişinin florası özel olarak planlanmalıdır. Hazır raf ürünleri yerine, kişinin ihtiyaçlarına göre şekillenen bir yaklaşım benimsenmelidir.” diyor. Ekip ayrıca uzun süredir kendi kültürlerini derleyip geliştirdikleri yerli ve milli bir mikroorganizma koleksiyonu üzerinde çalışıyor; bu koleksiyon üzerinde yürütülen akademik çalışmalarla ürünlere dönüştürmeyi hedefliyorlar.
Prof. Dr. Ümit Savaşçı ise sürecin adımlarını net bir şekilde özetliyor: “İlk olarak kişiden gaita örneği alınıp 15-20 gün süren analizler yapılıyor; ardından yaklaşık altı aylık bir kür planlanıyor. Eksik mikroorganizmalar belirlendikten sonra probiyotik takviyesi ile tamamlanıyor. Ürünler çeşitli formlarda sunulabilir; yoğurt şeklinde veya kapsül olarak tüketim seçenekleri bulunuyor. Bebekler ve immün yetmezliği olan çocuklar için de uygunluk gösteren seçenekler mevcut. Böylece altı ay sonunda kişinin bağırsak florası, yeni doğan bağırsak florasına benzer bir duruma getiriliyor.”
Bu çalışmalar, yalnızca bilimsel bir merak olarak kalmıyor; klinik uygulamalara ve ürün üretimine dönüştürülerek, kişiye özel probiyotik üretimini hedefleyen bir girişim halinde ilerliyor. Kaynak: Demirören Haber Ajansı / Sağlık Kaynak: Haberler.com