Karabaht: Soma Faciası Sonrası Adil Dönüşüm İçin Çizgiyle Hikâye
Karabaht: Soma Faciası Sonrası Adil Dönüşüm İçin Çizgiyle Hikâye – yaraları sararken umut ve adalet için yeni bir yol anlatımı.
140journos, Soma faciasının 12. yılında yayımladığı Karabaht adlı çizgi filmi Beyoğlu’ndaki özel gösterimde izleyiciyle buluştu. Okufucu, maden kazasının sadece sayılarla ifade edilemeyecek bir insani boyutu olduğunu hatırlatan bu yapıt, kömüre dayalı enerji politikalarının toplumsal bedellerini yeniden gündeme getiriyor. Soma’da 2014 yılında hayatını kaybeden 301 madencinin anısına kurulan bu film, bir çocuğun bakış açısından maden şehirlerinin günlük yaşamını ve yakın tarihimizin bir kesitini aktarıyor. Adını, bir annenin Soma olayları sonrası söylediği “432 çocuk baba diye kara toprağa sarılıyor” sözünden alan Karabaht, kömürü sadece ekonomik bir kaynak olarak görmek yerine siyasi ve ekonomik tercihlerle ilişkili bir mesele olarak ele alıyor; izleyiciyi “Bir ülkenin enerjisi insanların canıyla mı ödenmeli?” sorusuyla yüzleşmeye çağırıyor. Seslendirmeyi Azad Yağız Onat’ın üstlendiği yapım, bir babanın madenci olması üzerinden ilerleyen duygusal bir anlatı sunuyor.
KARABAHT SADECE GEÇMİŞİ ANLATMIYOR— Beyoğlu’ndaki ön gösterimde 140journos ekibi, filmin sadece bir anma çalışması olmadığını vurgulayarak, adil dönüşüm çağrısını öne çıkarıyor. Ekip, Karabaht’ın Soma’dan Yatağan’a, Amasra’dan Afşin’e kadar Türkiye’nin pek çok kömür bölgesinin ortak hikayesini temsil ettiğini belirtiyor. Tasarım sürecinde, mizahı kullanmadan, dramatik bir anlatı kurularak bir çocuk dünyasının karanlığına ışık tutmayı hedeflediklerini ifade ettiler.
KÖMÜRDEN ÇIKIŞ ÇAĞRISI— Gösterime katılan Greenpeace Türkiye İklim ve Enerji Kampanyaları Sorumlusu Emel Türkay Alpay, Soma olaylarının yıldönümünün yalnızca yasla anılmaması gerektiğini söyledi. Alpay’a göre kömürden çıkış kaçınılmaz ve bu değişim ekonomik ve çevresel olarak mümkün; “başka bir yol var ve bu yol insanların canıyla ödenmek zorunda değil” dedi.
VERİLERİN AĞIRLIĞI— Gösterimin ardından paylaşılan veriler, kömür politikalarının yarattığı ağır tabloyu bir kez daha gözler önüne serdi. İSİG Meclisi’nin verilerine göre 2013-2025 döneminde madencilik sektörü 1267 işçi kaybına işaret ediyor. Ayrıca kömürlü termik santrallerin 1965-2020 aralığında yaklaşık 200 bin erken ölüme ve milyonlarca hastane başvurusuna yol açtığı belirtiliyor. Türkiye’de elektriğin yaklaşık üçte biri hâlâ kömürden elde ediliyor; buna rağmen yenilenebilir enerji payı yükselerek 2025 itibarıyla rüzgar ve güneşin toplam üretimde %22’ye ulaştığı kaydedildi. Uzmanlar, 2030’a kadar kömürlü santrallerden çıkılması durumunda yüz binlerce erken ölüm ve hastalık vakasının önlenebileceğini ve hava kirliliğinin ekonomik maliyetinin büyük ölçüde düşeceğini belirtiyor.
Karabaht, bu tartışmaları bir çocuğun gözünden görünür kılarken, kömür bölgelerinde yaşayanların geleceğine dair “adil dönüşüm” tartışmasını yeniden gündeme taşıyor.