İmamoğlu ve Şirket İlişkileri: Şüpheli Para Akışları ve İddialar
İmamoğlu ve şirket ilişkilerini mercek altına alan bu içerikte, şüpheli para akışları ve iddiaların perde arkası inceleniyor.
İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü olarak işlenen soruşturmanın parçası olarak değişik iddialar gündeme geldi. Hüseyin Köksal’ın yakınında bulunan şoför Servet Yıldırım, YouTube programında Ekrem İmamoğlu ve örgütün öne çıkan isimlerine dair önemli anlatımlarını paylaştı. Bu süreçte FETÖ tutuklularının Yıldırım’a yönelik bir çözülmeme yönünde telkinlerde bulunduğu iddia edildi.
“Ekrem Bey’e hırsız diyebilirim” ifadeleriyle başlayan konuşmada Yıldırım, kamu parasının bazı adreslere aktarıldığını ve bu hareketlerin kameralarla kayıt altına alındığını savundu. Ayrıca, bazı yönetim kademelerinin orada bulunan kişilerle ilişkilendirilmesi gerektiğini, bu konudaki iddiaların doğrulanması halinde devletin parasının nasıl yönlendirildiğini gösterdiğini söyledi.
“Onları sokacağa çıkılamayacak hale getiririm” şeklindeki açıklama, örgüt içindeki üslupları ve hırsızlık iddialarını pekiştirmeye yönelik olarak sunuldu. Yıldırım’a göre, bazı isimlerin iftira ve suçlama süreçlerinde kendisine yöneltilen eleştirilerden hareketle, bu kişilerin toplum önünde engellenmesi gerektiğini ima eden ifadeler kullanıldı.
“19 Mart tarihinde operasyon yapılacağından haberdar mıydınız?” sorusuna karşılık olarak Yıldırım, operasyon tarihinin ekip tarafından önceden bilindiğini ve bu süreçte şirketlerin nasıl yönlendirildiğine dair ayrıntılar paylaştı. Operasyon öncesinde bazı kişilere yurt dışına çıkma teklifiyle karşılaşıldığını, bunun ise savunma amacıyla reddedildiğini söyledi.
“Ekrem Bey size bir iyilik yapar, sonrasında sizi bir suçun içerisine sürükler” iddiasını sürdüren Yıldırım, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ile yürütülen bazı projelerdeki denetim ve ortaklık ilişkilerini detaylandırdı. Reklam ve inşaat alanında yürütülen ihalelerin bir kısmında Ekrem İmamoğlu’nun ortaklıklar kurduğunu öne sürdü ve bunun sonucunda kazançların şirketlere aktığını belirtti. Özellikle BVA Reklam ve belediye ihaleleri üzerinden yüksek meblağların döndüğünü iddia eden Yıldırım, sürece ilişkin bazı şirketleri ve kişiler arasında kurulan finansal bağları işaret etti.
“Fatih Keleş’e, bana bugün 50 milyon dolar getir” türünden ifadelerle para akışlarının nasıl gerçekleştiğine dair örnekler veren Yıldırım, bazı bankacılık işlemleri ve döviz trafiğinin örgüt içerisindeki büyüklüğü gösterdiğini iddia etti. Söz konusu iddialar kapsamında, bazı kişilerin dışarıya para akışını organize ettiği, karşılığında belirli ihalelerin ve hizmetlerin üst düzey yönetimler tarafından yönetildiğini anlatmaya çalıştı.
Yıldırım, toplantıların otelde yapıldığını ve bu toplantılara katılan kişiler ile yasaklı madde kullanımına dair anıların da söz konusu olduğunu öne sürdü. Ayrıca, bazı otel ve güvenlik süreçlerinde yaşanan gelişmelerin, örgüt içindeki diğer grupların da iletişim ve para trafiğini nasıl yönettiğini gösterdiğini belirtti.
Son olarak, kameraların kayıt altına aldığı otel konuşmalarına değinen Yıldırım, bazı döviz ve para hareketlerinin kent içindeki farklı noktalara yönelik planlarla nasıl yürütüldüğünü anlattı. Bölgede bulunan lokantalar ve kira süreçleriyle ilgili iddialar da, örgütün mali işleyişinin ayrıntılarını oluşturmaya çalıştı. Yıldırım, örgüt içindeki pek çok kişinin davranışlarının, kamusal kaynakların akışını nasıl etkilemiş olabileceğini sorguladı ve halkın bu süreçten haberdar olması gerektiğini ifade etti.