Hazro’da At Yetiştiriciliği: Aile Mirası ve Türkiye Çapında Başarılar
Hazro’da at yetiştiriciliğiyle aile mirası, Türk atçılığında başarılar ve Türkiye çapında öne çıkan bir geleneksel hikâye.
Hazro’nun Kırsal Hürriyet Mahallesi Bağlar Küme Evleri’nde yaşayan yaklaşık 25 aile, dedelerinden kalan at yetiştiriciliğini sürdürmeye devam ediyor. Yakın çevrede başlayan bu miras, koyun sürüsü değil atlar üzerine kurulu bir yaşam tarzını anlatıyor.
Son yıllarda, bölgedeki yetiştiriciler Türkiye’nin çeşitli illerinde düzenlenen rahvan yarışlarına katılarak önemli dereceler elde etti. Bursa, Gaziantep, Erzurum, Osmaniye, Adıyaman, Mardin, Ordu ve Samsun gibi illerdeki yarışlarda başarılar kazanıldı ve atlar sahiplere gurur kaynağı oldu.
53 yaşındaki Orhan Ömeroğlu, at yetiştiriciliğinin adeta bir zevk ve merak işi olduğunu söylüyor. Geçmişte atlar sadece ilgi görene kadar mahalle şenliklerinde görünürdü; şimdi ise resmi yarışlar sayesinde atların değer kazanması söz konusu. Ömeroğlu şu sözlerle anlattı: “Kendimi bildim bileli bu işin içindeyim. 5-6 yıldır Türkiye genelinde rahvan yarışları düzenleniyor ve biz pek çok yarışa katılarak kupalar aldık.”
Türkiye’nin dört bir yanından gelen yarışseverler at satın almak için Hazro’ya geliyor. Bu durum, hem bölgenin tanıtımını yapıyor hem de atlar ve yetiştiricileri için yeni dostluklar kuruyor. Ömeroğlu, yarışmalara katılan her atın değerinin arttığını belirterek, bir atın değeri derecelerle yıldızlanıyor ve bazen 100 bin liraya yaklaşan bir ata 1 milyon liralık değer biçilebiliyor, diye ekliyor.
Yarışmalara hazırlık sürecinde saha ihtiyacı da dile getiriliyor. Atları dolaşmak, bakımlarını yapmak ve onlarla kaynaşmak, yarışlarda başarı için olmazsa olmazlar arasında. Yetiştiriciler, kendi aralarında da küçük yarışlar düzenleyerek atlarıyla olan bağı güçlendiriyorlar. Uğur Ömeroğlu, Hazro’da yetiştirilen atların Türkiye’nin pek çok ilinde yarışarak önemli dereceler elde ettiğini belirtirken, geleneksel rahvan at yarışlarını sürdürme arzusunu yineledi ve batı illerinden gelenlerin atlarını buradan satın alıp götürdüklerini söyledi. “At sürmek, babalarımızdan, dedelerimizden gördüğümüz bir alışkanlık, bir tutkudur” diyen Ömeroğlu, uzun yıllardır atlarla iç içe yaşadıklarını belirtiyor.