Altın Portakal Günlerinde Ulusal Yarışma: Bir Anne Hakkında ve Ölü Arının İğnesi’nin Gösterimleri ve Yorumlar
Altın Portakal Günlerinde Ulusal Yarışma: Bir Anne Hakkında ve Ölü Arının İğnesi’nin gösterimleri, yorumlar ve sinema dünyasının yankıları.
Ulusal Yarışma kapsamında bugün iki film izleyiciyle buluştu: Bir Anne Hakkında ve Ölü Arının İğnesi. Gösterimlerin ardından ekipler sahneye çıkarak soruları yanıtladı ve sohbetlere katıldı.
Saatlerce süren heyecan Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Aspendos Salonu’nda yaşandı. Öncelikle Bir Anne Hakkında ekibi seyirciyle bir araya geldi. Senarist-yönetmen Büşra Bülbül ile Bekir Bülbül, oyuncular Sevda Erginci, Ecmel İs Ergür, Osman Doğan, Ahmet Çelik, Ümran Şakır ve Duygu Köse ile yapımcı Betül Demir ve cast direktörü Filiz Çelik, soruları cevapladı. Yönetmenin ifadesiyle, filmdeki ana karakterin kendi içsel çatışması, dışa yansıması kadar sakin ve minimal bir duruşa sahip olmasıyla ilgili bir anlatım hedeflendi. “O kadar sakin ki kendi iç çatışmasını ancak uygun görülen anlarda daha belirgin kılabildim,” diye belirtti Büşra Bülbül.
Bir Anne Hakkında’da başrolü üstlenen Sevda Erginci ise rolün kendisini farklı bir bakış açısına ittiğini ve ahlaki ikilemi daha derinden düşünmeye sevk ettiğini ifade etti. Kendi konfor alanını terkederek, Sibel karakteriyle birlikte ahlak ve şartlar arasındaki ilişkiyi keşfetmenin önemine vurgu yaptı. “İkilem, koşulların da etkisiyle şekillenir; Sibel sayesinde bu gerçeği daha yakından gördüm,” şeklinde sözlerini sürdürdü.
Diğer yandan, Ecmel İs Ergür, Sibel’e atfedilen diğer yükleri ve ailesinin bu çatışmayı tetikleyici unsurlarını gözler önüne seren bir bakış açısı sundu. Cast direktörü Filiz Çelik ise bu filmin kadın odaklı bir üretim olduğuna dikkat çekerek, projedeki kadınların rollerinin ve kararlarının filme yansımasının önemini vurguladı.
Günün diğer seçkisi olan Ölü Arının İğnesi’nde yönetmen Aydın Orak, iki aylık bebeğinin hayatına ilişkin hayali bir senaryodan doğan bir vicdan hesaplaşmasını merkeze alıyor. Avukat Yusuf ve eşi Ayşe’nin ilişkisini ve ailenin sınavdaki sınırlarını anlatan film için yönetmen, “Ya olsaydı…” sorusunun üzerinden giderek karakterlerin içsel çatışmalarını detaylandırıyor. Başroldeki Cansel Elçin bu ağır hikâye karşısında başta tereddüt yaşadığını, ancak hikayenin erkek bakışından ziyade kadının deneyimini yansıtmasıyla olumlu düşündüğünü dile getirdi.
Oyuncu Zeynep Tuğçe Bayat, karakterine dair yaklaşımını anlatarak, bir rolü “yaşamak için” zorunlu olmadığını, ön çalışmanın bazen abartılı bir mükemmeliyetçiliğe yol açabildiğini söyledi. Anne figürü üzerinden aktarılan duyguların ve toplumsal portrelerin incelendiği bu süreçte, oyuncular sahnede birlikte çalışmanın getirdiği güçlülüğü de vurguladı. Nilüfer Açıkalın, filmdeki trajedi üzerinden kadının ve erkeğin karşılaştığı vicdan hesaplaşmasına odaklandıklarını ifade etti. Finalin belirsizliğinin ve karar anlarının, izleyici üzerinde derin bir etki bıraktığını belirtti.
Her iki filmde de oyuncuların kendi yakın deneyimlerinden de ilham alarak, karakterlerin iç çatışmalarını ve vicdan muhasebesini izleyiciyle paylaşması dikkat çekti. Bu akşamki gösterimler, Altın Portakal’ın ulusal yarışma heyecanını daha da güçlendirdi ve kadın-erkek arasındaki dinamikleri sahneye taşıdı.