Adana’da Geleneksel Ahşap Oymayla Yeniden Doğuş: Ömer Erdoğan’ın Hikayesi
Adana’daki Geleneksel Ahşap Oyma sanatıyla Ömer Erdoğan’ın yeniden doğuş hikayesi, ustalık ve kültürü bir araya getiriyor.
Batısında Lübnan iç savaşından kaçarak Adana’ya yerleşen Ömer Erdoğan, küçük yaşlarda başlayan ahşap oyma tutkusu sayesinde bakanlık onaylı bir sanatçı kimliğine kavuştu. Gençliğinde atölyelerde başlayan çalışmalar, giderek onun adını taşıyan bir minyatür sanatına dönüştü ve Adana’nın tarihi dokularını yansıtan eserlerle kendini gösterdi. Erdoğan, geleneksel Türk-İslam motiflerini özenle işleyerek, genç çıraklara da yol gösteren bir ustaya dönüştü.
İlk zamanlarda marangoz atölyesinde çırak olarak başlayan Erdoğan, Türkçe öğrenme hevesini bu ortamda pekiştirdi ve o dönemde ahşaptan kayıklar, yelkenler ve el aynaları gibi özgün hobiler üretmeye başladı. Zamanla kalfalık ve ustalık basamaklarını geçerken kendi atölyesini kurdu; ancak asıl hayali kentteki bir handa, geleneksel el sanatlarını yaşatacak bir mekân açmaktı. Bu hayal, Büyüksaat Kulesi yakınındaki atölyeye kavuşmasıyla gerçek oldu ve Erdoğan, kentin simgelerini minyatür hâle getirerek ziyaretçilere sunmaya başladı.
2013 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından ahşap işçiliği sanatçısı unvanını alan Erdoğan, yıllardır atölyesinde kentinin tarihine dair minyatürler üretmeye devam ediyor. Adana’nın dokusunu yansıtan eserlerinde motifsiz bir sadelik yerine, Türk-İslam kültürünün zengin motiflerini özenle ön plana çıkarıyor. Özellikle Taşköprü, Büyük Saat Kulesi, Varda Köprüsü ve Ulu Cami gibi simge yapıların üç boyutlu yorumlarıyla, hem kent tanıtımına katkı sağlıyor hem de yeni kuşaklara mesleği aktarmakta kararlı olduğunu vurguluyor.
Hedefim ise geleneksel sanatlarımızı gelecek nesillere aktarırken, gençlerle sürdürülebilir bir çalışma birliği kurmaktır. Erdoğan, bu hedef doğrultusunda kentteki festivallere ve etkinliklere uyarlanmış eserlerini sergilemeye ve atölyesinde çırak yetiştirmeye devam ediyor.