Torosların Yüzyıllık Pekmez Geleneğini Yaşatan İki Köyden Anlatım
Torosların yüzyıllık pekmez geleneğini yaşatan iki köyün sıcacık anlatımıyla köklere yolculuk ve tarihi tatlar.
Antalya’nın yüksek Toroslar üzerinde bulunan Akseki ve İbradı ilçelerinde sonbahar, üzüm pekmezi için sezonun sonlarına yaklaşmaya işaret ediyor. Yaklaşık bir aydır süren emeklerle bağlarda toplanan üzümler, satılmayıp geleneksel yöntemlerle pekmeze dönüştürülüyor.
Ürünlü Mahallesi’nden 77 yaşındaki Fatma Yamansoy, yılın en son pekmezini kendisinin yaptığını belirterek üzüm olgunluğunu tamamlamadan pekmez yapmayı tercih etmiyor. Üzümlerin tamamen tatlandığını beklemesinin, elde edilecek pekmezin kalitesini doğrudan etkilediğini ifade ediyor. “Üzümler ne kadar tatlanırsa, pekmez de o kadar lezzetli oluyor” diyen Yamansoy, bağdaki kalan üzümleri topladıktan sonra şırayı elde etmek, kaynatmak ve kıvama getirmek için yaklaşık bir hafta süren yoğun bir çalışma yürüttüklerini kaydediyor.
İbradı’nın Ürünlü Mahallesi’nde çiftçilik yapan Sebahattin Özen de üzüm olgunluğunun ve tatlılığının önemine vurgu yapıyor. Özen, ekim ayı ortalarına kadar bekleyip buna göre pekmez yapmanın daha lezzetli sonuçlar verdiğini belirtiyor.
Geleneksel yöntemlerle yürütülen pekmez yapımında, yüz yılı aşkın geçmişe sahip ağaçtan oyulmuş özel bir şırma teknesi kullanılıyor. Bu tekne ile üzüm şırası çıkarıldıktan sonra, ağaçların eski zemininden gelen miras olarak konuşuluyor ve aileler bu tekneyi nesiller boyu saklıyorlar. Şıra, meşe külüyle kaynatıldıktan sonra gece dinlendiriliyor ve ertesi sabah süzülerek pekmez tavalarına aktarılıyor. Yaklaşık 7-8 saatlik bir kaynatmanın ardından elde edilen pekmez, artık tüketim için hazır hale geliyor.
Ürünlü Mahallesi’nde üzümlerin kalitesiyle öne çıkan bir başka söz konusu ise, posasının bile değerlendiriliyor olması. Bu yıl üzüm veriminin düştüğü belirtilse de, bölgedeki doğal pekmezler kilogram başına 500–600 liradan alıcı buluyor. İhlas Haber Ajansı tarafından derlenen haberde, pekmez sezonunun tamamlandığı ifade ediliyor.