Yaşayan Sedef Ustası: Gaziantep’te Sedef Kakması ve Ödülle Taçlandırılan Yaşam
Gaziantep’te yaşayan sedef ustasının sanatı, sedef Kakması ve ödülle taçlandırılan yaşam hikayesiyle büyüleyici bir serüven.
Gaziantep’te yaklaşık 40 yıldır sedef kakma sanatını sürdüren Mehmet Bülent Fıstıkçı, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından “Yaşayan İnsan Hazineleri Ödülü”ne layık görülen bir usta olarak ön plana çıkıyor. Mesleğine on yaşında adım atan Fıstıkçı, uzun yıllar çıraklık yaptıktan sonra usta unvanını elde etti ve 2001 yılında Karşıyaka Mahallesi’nde kurduğu atölyesinde çalışmalarını sürdürdü.
20 Ocak’ta düzenlenen törende ödülünü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden alan Fıstıkçı, sedef kakma sanatının yok olmaya yüz tutan zanaatlar arasında olduğunu belirtiyor. Gençlerin sedefe olan ilgisinin azaldığını ifade ederken, bu sanatı gelecek kuşaklara aktarmak için çaba gösterdiğini ve kendi çocuklarını da bu alanda yetiştirdiğini vurguluyor. Babasının emekli olduktan sonra kendisine destek olduğunu söyleyen sanatçı, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın tescilli bir sanatçısı olarak kendisini tanımlıyor.
“Sedefkar olarak hizmet veriyoruz.” diyerek yurt içi ve dışı fuarlara katıldığını ve ürünlerini İstanbul’da sergilediğini anlatan Fıstıkçı, Gaziantep’te atölyesi ve ürünlerin satışını yaptığı bir iş yerinin bulunduğunu da ekliyor.
“Yaşayan İnsan Hazineleri Ödülü”nü almak, meslek hayatımın doruğunu yaşamak demektir cümlesiyle duygu dolu bir anını paylaşan Fıstıkçı, ödülün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın elinden alınmasının kendileri için bir onur olduğunu ifade ediyor. Erdoğan ile Gaziantep ziyaretlerinde birlikte vakit geçirdiklerini, birlikte söyleştikleri “Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda” sözleriyle anekdotlar paylaşıyor. Sedef kakmacılığı hakkında Cumhurbaşkanı’na bilgi verdiğini ve içi incinin dışı sedeftir, sedef incinin annesidir sözünü de kendisine ilettiğini belirtiyor. Yaşayan mirasın taşıyıcısı olarak gördükleri bu sanatın kıymetini korumak için çalışmaya devam edeceğini ifade ediyor.
Kaynak: AA / Fevzi Kemal Karagöz – Kültür Sanat