DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul °C
İstanbul
°C
°C
°C
°C
°C

Yapay Zeka Yalnızlığı ve Bağımlılığı: Psikolojik Riskler ve Korunma Yolları

Yapay zeka bağımlılığı ve yalnızlığını inceleyen psikolojik riskler, belirtileri ve etkili korunma stratejilerini kapsayan kapsamlı bir rehber.

15.01.2026
A+
A-

Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ali Erdoğan, yapay zeka teknolojilerinin kontrolsüz kullanımının bireyleri sosyal izolasyona sürüklediğini belirtiyor. Yapay zeka iletisi artık yalnızca bilgi edinme aracından çıkıp, insanların zamanını geçirdiği bir dijital figüre dönüştüğünü vurguluyor ve bunun psikolojik riskler doğurduğunu ifade ediyor. Erdoğan’a göre bu gelişme, gerçek dostlukların yerini almaya başladı ve toplumsal bağları zayıflattı.

Birçok kişi, yapay zekayla iletişim kurmanın normale dönüştüğü bir süreçte, gerçek ortamlardan kopuşu hızlandırıyor. Uzman, son dönemde insanların her şeyi yapay zekaya sorar hale geldiğini ve bu durumun toplumsal etkileşimi azaltarak “yapay zeka yalnızlığı” olarak adlandırdığı bir çağa götürdüğünü söylüyor. İnsan doğası göz teması, gülümseme ve karşılıklı etkileşim gibi temel ihtiyaçları içerirken, mekanik ve komut odaklı çalışan sistemlerin bu boşluğu doldurmasının sınırlı kaldığını belirtiyor.

Ruhsal sıkıntılar için yapay zekadan destek almak ise profesyonel terapinin yerini tutmuyor. Erdoğan, yapay zeka algoritmalarının sunduğu sürekli olumlayıcı dilin duyarsızlaştırıcı etkileri olabileceğini işaret ederek, yapay zekanın psikoterapi yapabileceğini, kişileri anlayıp empatik bir ilişki kurabileceğini düşünmenin doğru olmadığını vurguluyor. Özellikle sürekli övgü içeren ifadelerin bir süre sonra bireyde duyarsızlaşmaya yol açtığını açıklıyor ve bu durumun depresyon, kaygı bozuklukları gibi ruhsal sorunları derinleştirebileceğini ve bazen kendine zarar verme davranışlarına varabilecek etkileri olabileceğini ekliyor.

Günlük hayatta dijital oyunlardan sosyal medyaya, ardından yapay zekaya uzanan bir akışın yetişkinleri de kapsayan bir izolasyona dönüştüğünü ifade eden Erdoğan, yapay zekanın bağımlılık riskinin hızlı biçimde arttığını belirtiyor. Bu bağlamda, yapay zekanın hastalık olarak tanımlanması için henüz yeterli kanıt yoksa da bu yönde bir eğilimin giderek güçlendiğini ifade ediyor.

Bağımlılıktan kaçınmanın anahtarı ise gerçek insan etkileşimini ve dengeli kullanımı hayata geçirmekten geçiyor. Erdoğan, teknolojinin avantajlarını reddetmeden, günlük yaşamın içine dengeyi yerleştirmek gerektiğini vurguluyor. Zamanı dikkatli belirlemek ve yapay zekayı yalnızca işlevsel veya yardımcı amaçlarla kullanmak bu dengeyi kurmada önemli adımlar olarak öneriliyor. Ayrıca sosyal etkileşimi artırmak, arkadaşlarla buluşmak, spor yapmak ve doğada vakit geçirmek, bu bağımlılıktan korunmada etkili birer yol olarak öne çıkıyor. Yapay zeka hayatımızı kolaylaştırsa da, gerçek zekaya, gerçek insana ve gerçek bir gülümsemeye olan ihtiyacımız değişmeden sürüyor.

Kaynaklar: AA / Yiğithan Yıldız; Haberler.com

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.