Türkiye’nin En Gergin Kırılma Bölgesinin Haritalanması: 250 Kilometrelik Doğudaki Potansiyel Deprem Alanı
Türkiye’nin en gergin kırılma bölgesinin haritalanması: Doğudaki 250 km’lik potansiyel deprem alanı hakkında bilinmesi gerekenler.
Beun Geomatik Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu, Leeds Üniversitesiyle ortak çalışmada radar uydu görüntülerinden elde edilen yer kabuğu haritaları üzerinden Türkiye’nin deprem açısından riskli bölgelerini inceledi. Elde edilen bulgular, doğu Anadolu’da Van hattı ile Türkiye’nin doğu sınırlarını kapsayan geniş bir alanda yüksek gerilimin mevcut olduğunu gösteriyor.
Batı bölgelerimizin nüfus yoğunluğu nedeniyle mevcut çalışmalar çoğunlukla bu bölgelerde yoğunlaşsa da, Leeds Üniversitesiyle yürütülen radar tabanlı analizler Türkiye’nin tamamında sismik hareketleri izlemeyi mümkün kılıyor. Haritalarda, Kars Kağızman’dan İran’ın Salmas kentine uzanan ve yaklaşık 250 kilometrelik bir genişliğe sahip olan hat boyunca benzer gerilimin gözlendiği bir alan ortaya çıkıyor. Bu bölgenin Türkiye’nin en gergin noktalarından biri olduğu üzerinde duruluyor.
Gerginlik Hatlarının Özelliği Gerginliğin yoğunlaştığı doğu bölgede, 1647, 1881, 1976 ve 2011 yıllarında büyük depremler kaydedildi. En büyük deprem enerjiye ulaşan bölgenin yaklaşık 7.3 büyüklüğünde olabileceği öngörüsünden hareketle, bu alanın gelecekte de benzer büyüklükte depremlere zemin hazırlayabileceği ifade ediliyor. Haritalardaki homojen renk değişimi, mekanizmanın tek tip bir şekilde çalıştığını gösteriyor ve bu da bölgenin bir bütün olarak risk taşıdığını işaret ediyor.
Potansiyel ve Hazırlık Alanları 250 kilometrelik hattın kuzey ucu Kağızman ilçesinden başlayıp güneyde İran’ın Salmas kentine kadar uzanıyor. Bu geniş alanın kırılması durumunda, mevcut doğrulamalarla karşılaştırıldığında bölgede 7 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeli bulunduğu ifade ediliyor. Nüfusu batı bölgelerde yoğun olsa da, bu veriler Türkiye’nin deprem hazırlıkları için tüm ülkeyi kapsayan bir risk haritası çıkarılması gerektiğini gösteriyor. Bu bağlamda zarar azaltma çalışmaları ve tedbirlerin söz konusu bölgede de önceliklendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.