DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul °C
İstanbul
°C
°C
°C
°C
°C

Türkiye’nin Diplomatik Rolü ve Bölgesel Güç Dengeleri: Fidan ile Gazze, Suriye ve Karadeniz Üzerine Değerlendirmeler

Türkiye’nin diplomatik rolü, Gazze, Suriye ve Karadeniz için Fidan’ın perspektifiyle bölgesel güç dengelerini analiz eden derin bir değerlendirme.

18.12.2025
A+
A-

TRT World ile özel söyleşide Hakan Fidan, bölgesel ve küresel dinamikleri Türkiye’nin bakış açısından ele aldı. Gazze’deki insani kriz ve uluslararası vicdanın sesi olarak Türkiye’nin tutumunun uzun süredir net olduğuna vurgu yaptı; İsrail’in saldırılarına karşı diplomatik duruşun en başından beri sürdürülüğünü belirtti. Fidan, İsrail’in uzun yıllardır uluslararası sistemden “dokunulmazlık zırhı” ile hareket ettiğini ifade ederken, bu dönemin artık son bulduğunu ve Türkiye’nin ortaklarıyla bu sonuca varılmasında önemli bir rol oynadığını kaydetti. Türkiye’nin katılımına ilişkin engellerin yalnızca İsrail’e bağlı olmadığına dikkat çekti ve konuyla ilgili tüm aktörlerle temasın sürdüğünü söyledi.

Türkiye’nin Diplomatik Rolü ve Bölgesel Güç Dengeleri: Fidan ile Gazze, Suriye ve Karadeniz Üzerine Değerlendirmeler

“En büyük tehdidin terörizm olduğunu düşündük ve bu yönde harekete geçtik” diyen Fidan, bölgedeki terörle mücadelede Türkiye’nin kırk yıllık birikimini vurguladı. DEAŞ başta olmak üzere tehditlerin, Suriye’deki savaşın yoğunluğu nedeniyle önceki yıllarda sistemdeki boşluklardan faydalandığını ancak artık bu durumun değiştiğini belirtti. Şam’ın güvenli bölgede istikrarı tesis etme çabasını överek, sürdürülmesi gereken iş birliği mekanizmalarının bu süreçte kritik olduğuna dikkat çekti.

Uluslararası DEAŞ karşıtı koalisyona katılım konusunda Suriye’nin bu koalisyona dahil olmasıyla elde edilen ilerlemeyi paylaşan Fidan, Suriyeli muhatapların bu meseleye güçlü bir yaklaşım sergilediğini ve Washington’da gerekli belgelerin imzalandığını söyledi. Böylece DEAŞ’a karşı mücadele konusunda farklı ülkelerle kararlı bir yaklaşım sergilemenin önünün açıldığına işaret etti. Şu anki amaç, askeri ve istihbarat düzeyinde iş birliğini sürdürerek bölgesel istikrarı güçlendirmek ve Suriye halkının toparlanma sürecini sabote edecek unsurlara karşı durmaktır.

Bir devlette merkezi otorite ve entegrasyon konusuna değinen Fidan, kuzeydeki SDG unsurlarının entegre edilme sürecinin hızının istenen düzeyde olmadığını söyledi. Savunma Bakanlığı çatısı altında tüm muhalif silahlı grupların yeniden örgütlenmesini ve tek bir komuta-kontrol yapısı altında toplanmasını önemsediğini ifade etti. Böyle bir yaklaşımın, ulusal birliğin ve egemenliğin gereği olduğuna vurgu yaptı. Yeniden askeri yollara başvurma ihtiyacını görmek istemiyoruz diyen Fidan, SDG’nin sabrunu tüketmeden süreci tamamlaması gerektiğini belirtti. Şam’daki ortaklar için bu adımların ulusal birlik açısından hayati olduğu konusunda temkinli bir iyimserlik taşıdığını sözlerine ekledi.

Arabuluculuk ve uluslararası desteğin rolü üzerinde duran Fidan, Gazze örneğinin gösterdiği gibi, bu tür arabuluculuk çalışmalarının ABD’nin aktif katılımıyla daha etkili olduğunu vurguladı. Karadeniz’deki güvenlik endişelerinin artmasının, tahıl ulaşımını ve enerji güvenliğini etkilediğini söyleyen Fidan, Türkiye’nin enerji altyapısı ve liman güvenliği için somut garantiler talep ettiğini ifade etti. Bölgedeki güvenlik risklerinin azaltılması için Romanya ve Bulgaristan ile iş birliğinin sürdürülmesine ayrıca vurgu yaptı.

Kıbrıs ve Avrupa- Türkiye ilişkileri bağlamında Fidan, Güney Kıbrıs’ın AB Dönem Başkanlığı’nın Türkiye için hem riskler hem de fırsatlar taşıdığını belirtti. Rum yönetiminin Türkiye’yi çeşitli platformlarda engellediğini fakat AB-TTürkiye iş birliğiyle karşı karşıya olunan tehditlerin artık daha kritik olduğuna dikkat çekti. İki devletli çözüm perspektifinin masada olduğunu ve Kıbrıslı Türklerin izolasyonunun sona ermesi gerektiğini ifade ederek, gerçeklerin cesaretle ifade edilmesi gerektiğini vurguladı.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.