Türkiye’de Şeker Tüketimi ve Diyabet Riskine Yönelik Güncel Değerlendirme ve Yaşam Tarzı Önerileri
Türkiye’de şeker tüketimi, diyabet riski ve yaşam tarzı için güncel değerlendirme ile pratik öneriler
Dijital sağlık platformlarında yer alan bilgilerden yararlanarak yapılan yayın, Türkiye’de Tip 2 diyabet vakalarının hızla artışına dikkat çekiyor ve Dünya Sağlık Örgütü verileriyle karşılaştırmalı bir çerçeve sunuyor. Uzmanlar, dünya genelinde kişi başına yıllık ortalama şeker tüketiminin yaklaşık 24 kg civarında olduğunu belirtirken, Türkiye’de 2024 verilerine göre bu rakamın 35 kilograma ulaştığını belirtiyorlar. Bu farkın, beslenme alışkanlıkları ve yaşam biçimiyle yakından ilişkili olduğu ifade ediliyor.
Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Can Akçura, Dünya Şeker Tüketimine Dikkat Haftası kapsamında yaptığı açıklamada, kan şekerinin yükselmesinin kalp-damar, inme riski, obezite ve kolesterol gibi sorunlarla bağlantılı kronik bir durum olan diyabetin yaygınlaşmasına yol açtığını vurguluyor. Tanı konulurken açlık kan şekeri, şeker yükleme testi veya HbA1c gibi yöntemlerin kullanıldığına dikkat çekiyor ve tedavide ilaçların yanı sıra yaşam tarzı değişikliklerinin önemine vurgu yapıyor.
Türkiye’de görülen yüksek prevalansın arkasında yaşam tarzı ve beslenme tercihleriyle ilgili yanlışlıkların olduğuna işaret eden hekim, Dünya Sağlık Örgütü verileriyle karşılaştırıldığında ülke ortalamasının dünya ortalamasının üzerinde olduğunu belirtiyor. 2019’da yaklaşık 20 kg olan yıllık şeker tüketiminin 2024’te 35 kilograma yükseldiğini ve DSÖ’nün önerisi olan diyet şekeri toplam enerjinin en fazla %10’unda tutulması hedefinin ötesinde kalori alımı olduğunun altını çiziyor. Hedef olarak sağlıklı bir yaşam için bu oranı daha da düşürmenin gerektiğini ifade ediyorlar.
Uzun vadede yaşam kalitesini etkileyebilen diyabetin ilerleyişinin sinsi olduğuna değinen Uzm. Dr. Akçura, kontrol altına alınmayan diyabetin kalp-damar hastalıkları, nörolojik sorunlar ve böbrek hastalıkları başta olmak üzere pek çok olumsuz sonuca yol açabildiğini dile getiriyor. Ancak düzenli takip, ilaçlar ve dengeli bir diyet ile yaşam kalitesi üzerinde olumsuz bir etki yaratmadığını belirtiyor. Özellikle düzenli egzersiz ve bilinçli beslenmenin, uzun vadede yaşam süresini korumaya yardımcı olduğuna dikkati çekiyor.
Hazır gıda tüketiminin artışı, ülkemizde ve dünyada erişimin kolay olduğu bir dönemde, şeker oranının yükselmesine zemin hazırlıyor. Endüstriyel ürünlerin yaygınlığı nedeniyle tüketimin kontrol edilmesi gerektiğini söyleyen uzmanlar, evde hazırlanan yiyeceklerin tercih edilmesini ve genel olarak şeker tüketiminin azaltılmasını öneriyorlar. Dünya standartlarına yaklaşmak amacıyla yıllık şeker tüketiminin ve genel beslenme alışkanlıklarının revize edilmesi gerektiğini ifade ediyorlar.