Türkiye Sağlık Sisteminde Yapısal Sorunlar ve GETAT Uygulamaları Üzerine Uzman Görüşleri
Türkiye sağlık sistemindeki yapısal sorunları ve GETAT uygulamalarını uzman görüşleriyle ele alan kapsamlı bir analiz.
Üst düzey bir sağlık uzmanı, Türkiye’de muayene sayısının yıllık olarak 1,5 milyar seviyesine ulaştığını ve MR ile tomografi sayılarının da yüksek rakamlarda seyrettiğini belirtiyor. Bu tablo, sağlık sistemi içindeki yapısal sorunların önemli bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Hastaların çoğunun ihtiyaç ölçeğiyle karşılaştırıldığında, acil olan ile olmayan arasındaki ayrımın giderek zorlaştığını ifade eden uzman, artan hasta sayısının hata oranlarını da tetiklediğini vurguluyor. Ayrıca ek ödeme sistemiyle maaşların performansa bağlandığı durumların, bu davranışları teşvik ettiği uyarısında bulunuyor.
Toplumda ilaç kullanımının hızla arttığını ve bağımlılık oluşturduğunu söyleyen konuşmacı, sadece kırmızı reçeteli ilaçlar değil; ağrı kesiciler, mide ilaçları ve antidepresanların da sıkça kullanıldığına dikkat çekiyor. Geleneksel yöntemlerin göz ardı edildiğini belirten uzman, günlük yaşamda tüketilen çay ve bazı baharatların bile sağlığa katkı sağlayabileceğini hatırlatıyor. Özünde ilaç bağımlılığının istenen bir sonuç olmadığını ve bu durumun bazı kesimler tarafından bilinçli olarak hedef alındığını ifade ediyor.
Bir yılda 17 milyon tomografi ve 15 milyon MR çekildiğini söyleyen uzman, bu sayıların toplumun yaklaşık yarısına bir yıl içinde MR veya tomografi uygulanmış anlamına geldiğini belirtiyor. Sorunun temelinde sistemsel çıkar ilişkilerinin yattığını vurgulayan konuşmacı, bu muayene ve tetkiklerin ardında rantlı bir yapı olduğuna işaret ediyor. Hasta muayenesinden kimlerin çıkar sağladığına dair sorunun, bu yapının temel meselesi olduğunu ifade ediyor.

GETAT düzenlemesine değinen uzman, kanunun çıktığını fakat yönetmeliklerin henüz hazırlanmadığını dile getiriyor. Aile hekimlerine GETAT’ın yerleştirildiğini söyleyen konuşmacı, gerekli eğitimler alındıktan sonra aile hekimlerinin sadece ilaç değil, günlük yaşamda temin edilebilecek yöntemleri de önerebileceğini belirtiyor. Yönetmeliklerin gecikmesini eleştiren uzman, kanunun çıktıktan sonra uygulamanın da planlanması gerektiğini vurguluyor.
İlaç kullanımıyla ilgili olarak, fazlasının zararlı olabileceğinin altını çizen uzman, prospektüslerdeki yan etkilerin her bireyde görülmeyebileceğini fakat bazı oranlarda görülebildiğini belirtiyor. İnsanların gereksiz ilaç kullanımını engellemenin önemli olduğunu vurgulayan konuşmacı, özellikle sürekli baş ağrısı için kullanılan ilaçların ağrıyı artırabileceğine dair bilimsel ifadelere de dikkat çekiyor. Gereksiz ilaç kullanımının sağlık üzerinde olumsuz etkileri olduğunu vurgulayan uzman, tek başına bu davranışın bile sistemde maliyetleri ve israfı büyüttüğünü ifade ediyor.
Türkiye’nin sağlık sistemi açısından israfın azaltılması gerektiğini ifade eden uzman, gereksiz tetkik ve muayenelere son verilirse, mevcut bütçeyle çok daha yüksek kalitede hizmetlerin sunulabileceğini belirtiyor. Böyle bir hedef için kullanıma dayalı bir modelin de incelenmesi gerektiğini söyleyen konuşmacı, Türkiye’nin dünya genelinde rekor seviyelerde harcamalar yaptığını ve bu durumun iyileştirme fırsatlarını işaret ettiğini dile getiriyor. Son olarak, sağlık komisyonu kurulması halinde bu alanlarda derinlemesine bir araştırma yürütülmesinin uygun olacağını ifade ediyor.
Kaynak: İHA