Troya’da Yeni Keşifler: 2800 Yıllık Kemik Flüt ve 4500 Yıllık Heykel Başının Işığa Çıkışı
Troya’da 2800 yıllık kemik flütü ve 4500 yıllık heykel başının ışığa çıkışı: arkeolojik keşiflerin sırları ve tarih ışığında yeniden canlanması.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Geleceğe Miras Projesi kapsamında yürüttüğü Troya kazılarında, yaklaşık 2.8 bin yıllık kemik flüt ile 4.5 bin yıllık bir insan biçimli heykel başı gün ışığına çıktı. Troya tarihindeki bu tür bir müzik aleti, bugüne kadar bölgede belgelenmiş olan en eski örnek olarak kayıtlara geçti.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, 2026 yılı kazılarını ve ilgili destekleri sosyal medya üzerinden duyururken, kazı ekibine ve çalışmalarına katkıda bulunan herkese teşekkürlerini iletti.
GÜN ÜZERİNE ÇIKARILAN İKİ ÖZEL KEŞİT Ersoy’un paylaşımında, iki önemli buluntuya vurgu yapıldı: Arkaik Dönem’e ait kemik flüt ve Troya II kent kapısının çevresinde bulunan insan biçimli baş. Bu keşifler, Troya’daki müzik kültürü ile Batı Anadolu’nun kültürel etkileşimlerini anlamamıza yönelik somut kanıtlar sunuyor.
KEMİK FLÜT yaklaşık 2.8 bin yıl öncesine tarihlenen Arkaik Dönem yerleşimini işaret ederken, flüt gövdesine bağlı olan kafa kısmının korunmuş olması yapısal ve işlevsel değerlendirmelerde önemli katkı sağlıyor. Dönemin üflemeli çalgıları arasında panflüt veya syrinx olarak bilinen enstrümanlar da bulunuyordu ve bu bulgu, dönemin müzik pratiğini yakından tanıtmaktadır.
HEYKEL BAŞI Troya II kent kapısı çevresinde ortaya çıkan bu insan biçimli baş, yaklaşık MÖ 2500-2300 yıllarına tarihlendirilir. Bu küçücük fakat sembolik eser, Erken Tunç Çağı’nın kültürel dünyasını daha yakından anlamamıza yardımcı olacak niteliktedir.
KENTİN ÇOK KATMANLI GEÇMİŞİNE YENİ VERİLER Troya’nın yerleşim katmanları, MÖ 3. binyıldan MS 13. yüzyıla uzanan uzun bir süreyi kapsar. 12. yüzyıl sonlarındaki yıkımların ardından uzun bir aranın ardından Homeros’un izleriyle yeniden hayat bulan Troya, bu buluntularla çok katmanlı tarihine yeni bir bölüm ekliyor.
Bu keşifler, Troya’nın Homeros destanları ve Troya Savaşı’nın ötesinde, farklı toplumların inançları, sanatları ve yaşam biçimlerini anlamaya yönelik bilimsel çalışmalar için zemin oluşturuyor. Bakanlığın destekleriyle yürütülen kazı ve koruma çalışmaları, kentin kültürel mirasını bilimsel yöntemlerle belgeleyip gelecek kuşaklara aktarmayı hedefliyor.