Şule Yüksel Şenler’in Anısına: Cesaretin ve Azmin İzinde Bir Anma Programı
Şule Yüksel Şenler’in anısına; cesaretin ve azmin izinde anlamlı bir anma programı, ilham veren sohbetler ve unutulmaz anılarla dolu.
Gazeteci-yazar Şule Yüksel Şenler, vefatının 7. yılında İstanbul’da düzenlenen bir anma programıyla yad edildi. Yıllar boyunca onun hayatına yakın tanıklık etmiş ve biyografisini kaleme almış yazar Demet Tezcan, gençlere paylaştığı az bilinen hatıraları aktardı. Sohbet sırasında Şenler’in sokaklarda on başörtülü genç kızı görmek için yaptığı dua ve son dönemindeki etkileyici sözü hafızalarda yer etti: “Şule tek başına bir ordu.”
Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı (TÜRGEV) bu özel gün için 28 Ağustos’ta İstanbul Ümraniye Dudullu’daki GİF Şule Yüksel Şenler Yerleşkesi’nde bir anma programı düzenledi. Program boyunca TÜRGEV ve Güzel İşler Fabrikası (GİF) öğrencileriyle bir araya gelen konuklar, TRT’nin online platformu tabii’de yayımlanan Şenler’in hayatını konu eden “Şule Senin Hikayen” dizisinin bir bölümünü izledi. Ardından yazar Demet Tezcan, Şenler’in gençler karşısındaki etkisini ve kamuoyundaki mücadelelerini anlatan sohbetine devam etti.
Tezcan, Şenler’i tanıdığı yıllarda elde ettiği gözlemleri paylaşırken “O cesarete hepimizin ihtiyacı var” diye vurguladı. Konuşmada, Şenler’in hareketli gençlik döneminin nasıl şekillendiği, erkeklerin de onun sesinden özgüven kazandıkları ve onun yazılarında cesaret buldukları anlatıldı. Tezcan, Şenler’in kararlı duruşunun ve susturulan Müslüman toplumun sessiz soluklaşanamaması gerektiğini gördüğünün altını çizdi.
On başörtülü genç kızları yan yana gördüğü anın duygusunu Tezcan şöyle aktardı: Şenler, dönemin moda dergilerinden elde ettiği kadın fotoğraflarını başörtüsüyle yeniden tasarlıyor, bu modellerin kalıp ve tarifiyle okuyucularıyla paylaşıyordu. Bir gün bu tasarımları incelediğinde içten içe duygulanıp dua etmiş: “Yarabbi, bir gün sokaklarımızda on tane başörtülü genç kızı yan yana görebilecek miyim?”
Şenler’in genç kadınlara yaklaşımında “şık, zarif, modern” bir dil kullanması, dönemin gençliğinin kimliğini güçlendirdi. Bu etkileşimler, onun 1960’lı yıllardan itibaren yazılarında ve Anadolu’daki konferanslarında daha geniş kitlelere ulaşmasına zemin hazırladı. Tezcan, Şenler’in “azim, kararlılık ve dik duruş” mesajını gençlere aşılayan en güçlü figür olarak hatıralarında yerini koruyor.
Demet Tezcan’a göre Şenler’in etkisi sadece kendi kuşağıyla sınırlı kalmadı; onun yaptığı çalışmalar, sonraki kuşakların kendine güven kazanmasına, bağımsız bir duruş sergilemesine ilham verdi. “Kızım, benim davam bilinsin” sözleriyle başlayan biyografi süreci de yaklaşık iki yıl sürdü. İlk adımlarda Şenler’i dinleyen Tezcan, daha sonra dönemin tanıklarından edinilen anılarla metni zenginleştirdi ve Şenler’in sözlerini gün yüzüne çıkardı.
Şenler’in kariyeri, yalnızca yazı ve konferanslarla sınırlı kalmadı; onun elli yıl öncesinden günümüze uzanan etkisi, bugün GİF Şule Yüksel Şenler Yerleşkesi’nde gençlerin yaratıcı çalışmalarını destekleyerek devam ediyor. Şenler’in anısı, Edebiyat ve sanat dünyasında yeni kuşaklara miras kalırken, “Şule tek başına bir ordu” sözünün hatıra olarak yaşamaya devam ettiği bu mekânda gençler dijital sanat, yeni medya ve yapay zeka alanlarında üretimlere yöneliyor.