Pars’ı Kaybeden Ebru Şallı’nın Empati’yle Yaşadığı Acı ve Teselliyi Anlatışı
Pars’ı kaybeden Ebru Şallı’nın empatiyle yaşadığı acı ve teselliyi anlatan dokunaklı bir hikâye, içsel güç ve umut vurgusu yapıyor.
Pars’ın boşluğunu yıllar geçmesine rağmen içimde hissettiğim acı, Annesi Ebru Şallı için hâlâ canlı bir hatıra gibi. Uzun tedavi sürecinin ve hastanede geçireceği günlerin kendisi için daha ağır olacağını düşünmek, yaşanan zorlukları kabullenmeyi kolaylaştırdı. Buna şükrediyorum sözleriyle teselliyi arayan Şallı, oğlunun acıyı dindirecek birer umut olmadığını biliyordu; buna rağmen Pars’ın hafızalardan silinmemesi, yaşamını şekillendirdi. Gözyaşları içinde onunla konuştu, çünkü yaşanan her an, onun için sonsuz bir sınavdı.
Bugüne dönüp geriye baktığında, PARS GİTMEMELİYDİ AMA GİTTİ dedikçe duygulanıyor ve “O, başkalarına karşı daima şefkatliydi; hastanedeki diğerleri için nasıl davranacağını hiç düşünmeden hareket etti” diye ekliyor. Ahmet Mümtaz Taylan’ın sorusu ise Şallı’yı bir kez daha derin bir iç hesaplaşmaya sürüklüyor: “Bir şey değiştirebilir miyim? Pars gitmesin” diye fısıldıyor; ardından gözyaşlarını tutamıyor. O anlar, anneliğin sınavıydı ve Pars’ın gidişiyle yüzleşmek, onu daimi bir sarsıntı içinde bırakıyor.
Yaşananlar arasında, Şallı, oğlunun hastane sürecinde gösterdiği zarif tavırları hatırlatıyor ve bu anılar, acıyı bir nebze olsun hafifletiyor. Pars’ın geri dönmeyeceğini bilmek, ama onu hatırlamak, annenin içsel gücünü ve umudunu canlı tutuyor. Kaynak: Haberler.com