Kilink’i İlk Kez Yüzü Kapalı Olarak Canlandıran Oktay Gürsel: Yeşilçam’ın Adını Anlatan Efsane Hatıralar
Kilink’i yüzü kapalı olarak canlandıran Oktay Gürsel’in Yeşilçam’a dair unutulmaz hatıraları: adını anlatan efsane anılar, heyecan verici bir yolculuk.
Gaziantep doğumlu, sporculuk kökenli bir oyuncu olarak sahnelere adım atan Oktay Gürsel, Yeşilçam’a 1964 yılında Cilalı İbo ve Kırk Haramiler filmiyle merhaba dedi. Başlarda yardımcı rollerde ilerlerken, akrobasi ve fiziksel yetenekleriyle macera tutkusunu film karelerine taşıdı. Uzun yıllar Almanya’da yaşadıktan sonra 2010’da Türkiye’ye dönüş yapan Gürsel, Marmaris’te eşinin de eşlik ettiği huzurlu bir hayat sürüyor.
Sinema kariyerine Hüseyin Peyda’nın desteğiyle başlayan Gürsel, gençlik yıllarında Gaziantep Lisesi’nin atletik takımlarında da başarılar elde etti. 1961’de Ankara’da düzenlenen müsabakada çekiç atma dalında Türkiye birincisi olan Gürsel, Galatasaray Atletizm Takımıyla da pek çok dereceye imza attı. Tiyatro sahnesindeki deneyimini ise yazılımcıların ve sinema dünyasının görev aldığı dönemde güçlendirdi.
Kilink karakteriyle ilgili hatıralarını paylaşırken, iskelet kostümüyle sahnede olmanın kendisine getirdiği heyecanı anlattı. Yönetmen Nuri Akıncı’nın kendisine özel olarak teklif ettiği rol, yüzünün kapalı olması ama isminin herkes tarafından bilinmesi fikriyle şekillendi. Gürsel bu rolle sinemaya başlamadığını söylemenin güç olduğunu, Kilink’ın sinema kariyerinde özel bir yere sahip olduğunu belirtti.
O anlarda Yeşilçam’ın sahnelerinde yalnızca başrol değil, pek çok yardımcı rolde de yer almanın zorluklarını da dile getirdi. Çalışkanlık ve disiplinin, dönemin maddi sıkıntılarının üstesinden gelmede anahtar olduğuna vurgu yaptı. Gürsel, yaklaşık kırk yıl süren Almanya macerasının ardından 2010’da Türkiye’ye dönüşünde değerli anılarını ve hatıralarını yanına alamadığını paylaştı; kupalar, madalyalar ve bazı belgeler taşıyıcılar sırasında kayboldu.
Genç oyunculara tavsiyelerde bulunan Gürsel, yalnızca sanat sevgisiyle yetinilmemesi gerektiğini, önce eğitim, ardından kültür ve piyasanın anlaşılması gerektiğini söyledi. Marmaris’te yaşamını sürdüren emektar oyuncu, geçmişte birlikte çalıştığı sanatçı arkadaşlarının yokluğunu üzüntüyle hatırlıyor ve “sağlık her şeyin başı” diyor.