Kameranın Ardında Kalan Işık: Serap Özer’in İçsel Yolculuğu
Kameranın Ardında Kalan Işık: Serap Özer’in içsel yolculuğu ve yaratıcı ilhamını keşfedin; duygu dolu anlar, samimi anlar ve görsel öykülerin büyüsü.
Merhaba, ben Serap Özer. Kim olduğumu sadece fotoğraf çeken bir anne olarak tanımlamayı tercih etmem; çünkü her karede bir içsel yolculuğun izini sürüyorum. Etrafımda duran sessiz anlar, bana hep daha fazlasını öğretiyor; ve ben de bu öğretileri, kameramın vizöründen geçirerek anlatıyorum.
Bir kadının, bir annenin ve bir hayalperestin hikâyesi bu; hayata bakışımızı değiştiren küçük direnişler ve büyük adımların toplamı. İnsanlar bana sıklıkla, iki çocuk annesi olduğumu ve sürekli koşuşturmayı gördüklerini söylüyorlar; ama bugün size, sadece bir fotoğrafçı olarak kaldığım yerden, içimdeki ışığı nasıl keşfettiğimi ve bunu dışa vurduğumu anlatacağım.

Birincil gücüm, başkalarının ‘yapamazsın’ dediği anlarda bile kendime güvenimi kaybetmeden ilerlemek oldu. Bunu nasıl dönüştürdüğümü, benim için anlam taşıyan sözlerin nasıl motivasyon kaynağına dönüştüğünü paylaşacağım.
İçimdeki ilk alkışı; ailem ne kadar desteklediyse, dünya sahneye öyle adeta ışık tutuyor. Sakarya’nın Hendek ilçesindeki Hacıkışla köyünde, dört kız kardeş ve bir erkek kardeşin üçüncüsü olarak dünyaya gelen ben, bugün otuzlu yaşlarda iki çocuk annesi bir kadın olarak yaşamımı sürdürüyorum. Köklerim Trabzon Sürmene’ye uzanırken, ruhum Artvinli bir annenin şefkatine dayanıyor; üç yaşında Sakarya’ya göç eden bu anne, bana sevginin ve dayanışmanın ne demek olduğunun en somut dersini verdi.
Bu yazı, bir fotoğrafçının yalnızca teknik becerilerini değil, aile bağlarının ve kişisel inançların nasıl güç verdiğini de anlatıyor. Kameranın her tıklamasıyla, içimdeki ışığın büyüklüğünü hatırlıyorum; ve bu ışığı sizlerle paylaşmak için buradayım.