İzmir Bulaşıcı ve Salgın Hastalıkları Hastanesi: 116 Yıllık Bir Sağlık Mirası
İzmir Bulaşıcı ve Salgın Hastalıkları Hastanesi: 116 yıllık sağlık mirasıyla güvenilir, öncü tedavi ve koruma hizmetleri.
İzmir’de bulaşıcı hastalıklar için kurulan hastane, 116 yıldır salgın dönemlerinde halk sağlığını korumak için hizmet veriyor. 1910 yılında İzmir Belediyesi tarafından Konak’taki İzmir Limanı’na gelen bulaşıcı hastalık tespit edilen kişilerin tecrit edilmesi amacıyla kurulan 10 yataklı Emraz-ı Sariye ve İstilaiye Hastanesi, Balkan Savaşları sırasında askerler ve kolera hastaları için kullanıldı. Bu dönemde hastalar için karantina uygulamaları hayata geçirildi.
1924 yılında yatak kapasitesi 50’ye yükselen hastane, 1940’lı yıllarda ülkede yayılan verem salgınıyla yeniden önemli bir rol üstlendi ve ek binalarla büyütüldü; verem hastalarının tedavisinde kullanıldı. 1946’da ise “İzmir Bulaşıcı ve Salgın Hastalıkları Devlet Hastanesi” olarak adlandırılan kurum, yıllar içinde ana bilim dallarının çeşitlenmesiyle birlikte göğüs hastalıklarının tanı ve tedavisinde odak noktası haline geldi. 1955’te yatak sayısı 575’e çıkınca hastane, İzmir Göğüs Hastalıkları Hastanesi adıyla hizmet vermeye devam etti.
Birçok doktorun uzmanlaşmasına olanak tanıyan merkez, 3 ayrı tarihi binasıyla genişlemeye devam etti. 2000 yılında eski Sağlık Bakanı Dr. Suat Seren’in ismini taşıyan hastaneye, 2015 yılında Sağlık Bilimleri Üniversitesi ile afiliasyon protokolü imzalanmasıyla tıp fakültesi öğrencileri eğitim görmeye başladı.
Kovid-19 sürecinde de öne çıkan kurum, salgın boyunca çeşitli illerden yaklaşık 2 milyon hastaya nefes oldu. 2025 yılında yaklaşık 800 bin hastayı tedavi eden hastanede 16 bin göğüs cerrahisi ameliyatı gerçekleştirildi. Başhekimlik binasında sergilenen eski ekipmanlar, röntgen ve solunum cihazları gibi tarihî materyaller, geçmişten günümüze uzanan tıbbi mirası yansıtıyor.
Başhekim yardımcısı Özgür Uslu, hastanelerinin 100 dönüm arazi üzerinde kurulu olduğunu, 800’ü sağlık çalışanı olmak üzere toplam 1300 personelin görev yaptığını belirtti. Uslu’ya göre salgın dönemlerinde hastaneler “amiral gemisi” konumunda yer alarak İzmir’e hizmet etti. Özellikle COVID-19 sürecinde göğüs sağlığı alanında KOAH, astım, akciğer kanseri ve tüberküloz gibi vakalara yönelik mücadele sürüyor.
40 yılını göğüs hastalıkları uzmanı olarak geçiren Fatma Fevziye Türksavul, hastanenin yeniliklere açık olduğunu ve yeni tekniklerin laboratuvarlarda kullanıldığını vurguladı. Hemşire Suzan Çiftçi ise 8 yıldır hizmet veren kurumun zorluklarına rağmen maneviyat açısından güçlü bir ortam sunduğunu ifade etti.