İstanbul’un Şehrî Zenginliği ve Cerrahpaşa’nın Yeniden Doğuşu
İstanbul’un zengin şehir dokusu ve Cerrahpaşa’nın yenilenen yüzünü keşfedin; tarih, sağlık ve toplumsal dönüşümün iç içe geçtiği bir yolculuk.
Bu güzel havanın ruhuna uygun olarak Fatih’in emaneti Aziz İstanbul’da sizlerle bir araya gelmekten memnuniyet duyuyorum. İstanbul’umuzun 39 ilçesindeki 16 milyon vatandaşımıza selamlarımı ve sevgilerimi iletiyorum; varlığınızla bu buluşmayı anlamlı kılıyorsunuz. Hoş geldiniz ve sefa-getirdiniz diyerek sözlerime başlarken, Ramazan-ı Şerif’i yürekten tebrik ediyor, hep birlikte huzur ve bereketle dolu günlerin üzerinde yükselmesini Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum. Bu kutsal dönemde sağlık, afiyet ve birlik içinde Ramazan Bayramı’na ulaşmamızı dileyen dualarımızı da iletmek isterim.
Hekimlik, ressamlık ve tezhip gibi değerli sanatlar üzerinde iz bırakan merhum Ahmet Süheyl Ünver’in yazılarında dile gelen sözler güncelliğini koruyor: “Türkler bir Ramazan medeniyeti kurmuşlar ve bunu İstanbul’da somutlaştırmışlar.” Bizler de bu Ramazan medeniyetini, bu tarihi mekânda yoğun bir şekilde hissettiğimiz anlardan birindeyiz. Aziz İstanbul’un havasını solurken, mimari zenginlik ve kültürel çeşitlilikle two kıtayı bir araya getiren bu şehirde yaşıyoruz.
İnşaatın temelini atacağımız Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nin birinci etabı ve yeni hizmet binalarının resmî açılışını birlikte kutacağız. Yeni fakültemiz ve sağlık hizmetlerimiz, öğrenci, hoca ve hasta yakınlarımız için hayırlı ve uğurlu olsun diyorum. Kıymetli misafirler, genç kardeşlerim; Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nin dönüşümü, Büyük Marmara Depremi sonrasında başlayan ve 2013’te yeniden yapılandırılan yönetim süreciyle hız kazandı.
Eski binanın yerine sağlam ve güvenli bir yapı oluşması adına yeni bir süreç yönetimini benimseyerek, hastanemizi taşımadan yenileme kararı aldık. 2018’de tüm çalışmalar İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa çatısı altında yürütülmeye başlandı. Proje üç aşamalı olarak planlandı ve inşaata paralel şekilde eğitim- sağlık hizmetlerinin kesintisiz sürdürülmesi hedeflendi. Normalde nihai aşama olarak planlanan alanda, yaklaşık 40 bin metrekarelik alanda 23 çelik konstrüksiyon binası yükseldi. Böylece öğrencilerimizin eğitimine ara vermeden devam edilmesi ve vatandaşlarımıza sunulan sağlık hizmetlerinin kesintisiz sürmesi sağlandı.
Yoğun süreçte karşılaşılan zorluklar da oldu; arkeolojik sit alanı içinde bulunan hastanemizde kazılar yürütüldü. Kültür Bakanlığı koordinasyonunda yapılan bu kazılar neticesinde binlerce eser gün yüzüne çıktı ve İstanbul’un kültürel mirasına yeni parçalar ekledi. Su sarnıcı gibi büyük yapılar, özel tekniklerle başka bir alana taşınarak korundu ve bu süreç, arkeoloji literatüründe üç boyutlu bir tarihî yapının bir yerden başka bir yere başarıyla nakledildiğini gösteren değerli bir örnek olarak kayda geçti.