DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul °C
İstanbul
°C
°C
°C
°C
°C

İngiltere’nin Gıda Karnesi ve Yaşam Boyu Beslenme Üzerindeki Etkileri

İngiltere’nin gıda politikaları ve yaşam boyu beslenmeye etkilerini inceleyen kapsamlı analiz: sağlıklı beslenme için ipuçları ve önleyici stratejiler.

22.01.2026
A+
A-

İkinci Dünya Savaşı sırasında İngiltere dahil pek çok ülkede gıda tedariki kısıtlandı ve aileler belirli miktarda yiyecek almak zorunda kaldı. Şeker de bu sınırlamalardan nasibini almıştı; kişi başına haftalık pay 227 gram olarak belirlenmişken 2 yaş altındaki bebekler için ayrıca bir şeker kotası bulunmuyordu. Uygulama 1953’te kaldırıldığında, yetişkinlerin şeker tüketimi iki katına çıkmıştı; bu değişim, gelecekteki bilim insanlarına şekerin sağlık üzerindeki etkilerini incelemek için benzersiz bir olanak sundu.

1951-56 doğumlu bir topluluğun sağlık kayıtlarını karşılaştıran 2025 yılı küresel bir çalışma, hamilelikte ve ilk 1000 günde daha az şekere maruz kalan bebeklerin sonradan bol şekerli beslenen akrabalarına kıyasla kalp-damar hastalıklarına karşı %20 daha az yakalanma ihtimaline sahip olduğunu gösterdi. Ayrıca kalp yetmezliği riski %25, inme riski %31 oranında daha düşük bulundu. Bu bulgular, şekerin ileriki yaşlarda sağlık üzerinde benzer biçimde etkili olabileceğini gösteriyor.

İngiltere’nin Gıda Karnesi ve Yaşam Boyu Beslenme Üzerindeki Etkileri

Diğer taraftan, gıdalarda bazı faktörler farklı etkilerde. Bebeklik ve çocukluk dönemlerinde yağ ihtiyacı yüksek olsa da, 20’li ya da 30’lu yaşlarda aynı yaklaşım sağlıklı olarak görülmüyor. Imperial College London’dan Beslenme Uzmanı Federica Amati’ye göre gençlik, vücudun enerji ve besin ihtiyacını karşılar; bu dönemde sağlıklı kalkınma için demir, iyot ve vitaminler kritik rol oynuyor. Çocukluk ve gençlik dönemi boyunca hangi besinleri seçmemiz gerektiğini anlatan çok sayıda çalışma, doğru besinlerin ileriki yaşlarda da etkili olduğunu ortaya koyuyor.

Günlük beslenmede bol meyve, sebze, tam tahıl, baklagiller, kuruyemiş ve çekirdekler gibi kaynaklar öncelik olmaya devam ederken, ultra işlenmiş gıdaların sınırlı tüketilmesi öneriliyor. Kalsiyum için yoğurt, süt, peynir ve kalsiyum takviyeli süt ürünleri, D vitamini için ise güneş ışığı, balık ve yumurta tavsiye ediliyor. Gençler için 10’lu ve 20’li yaşlar önemli beslenme pencereleri olarak öne çıkıyor; bu dönemde kas ve kemik gelişiminde tamamlayıcılık sağlamak, ilerleyen yıllarda sağlığı destekliyor. Amati, bu dönemde bitkisel bazlı bir beslenmenin ve ultra işlenmiş gıdalardan kaçınmanın yararlı olduğunu vurguluyor.

Ergenlik ve genç yetişkinlikte yüksek protein ihtiyacı çoğunlukla bitkisel kaynaklardan karşılanabiliyor. Ayrıca ultra işlenmiş gıdaların fazla olduğu bir diyet, depresyon ve anksiyeteye yakalanma riskini artırabilir; buna karşı Akdeniz tarzı diyet, zihinsel ve fiziksel olarak koruyucu etki gösteriyor. Akdeniz diyetinde sebze, baklagiller, kuruyemiş ve zeytinyağı ağırlıkta olup az miktarda balık, süt ürünleri ve tavuk da bulunuyor. Bu beslenme şekli, doğurganlık üzerinde olumlu etkilerle bağdaştırılıyor; buna karşı Batı tipi diyet, yüksek yağ ve beyaz karbonhidrat içeriğiyle doğurganlık üzerinde olumsuz bir ilişki gösteriyor.

Orta yaşlarda beslenme daha çok kemik ve kas kaybını önlemeye odaklanıyor. Menopozla ilişkili sağlık sorunları, sağlıklı bir beslenmenin uygulanmasıyla azaltılabilir. ABD’de 39 yaş üstü 100 bin kişi üzerinde yapılan yeni bir çalışma, bol meyve ve sebze, tam tahıl, doymamış yağlar, baklagiller ve düşük yağlı süt ürünleri tüketiminin sağlıklı yaşlanmayla güçlü bir ilişki taşıdığını ortaya koyuyor. Özellikle omega-3 yağ asitleri içeren balıklar ve D vitamini, östrojen kaybının damar sağlığına etkisini hafifletebiliyor ve Akdeniz tarzı beslenme bu yaş grubunda da faydalı bulunuyor. Kas kaybını azaltmak için protein alımını bir miktar artırmak öneriliyor.

Yaşlılıkta beslenme döneminde enerji ihtiyacı azalır; buna rağmen kemik ve kas sağlığını korumak için kaliteli besinler gereklidir. Kalsiyum ve D vitamini en kritik mineraller olarak öne çıkıyor. Sardalya, tofu, ıspanak gibi kaynaklar kalsiyumu desteklerken, yağlı balıklar ve yumurta D vitamini için önemli. Yaşlılarda kaliteli protein alımı da hayati öneme sahip; özellikle yaşla birlikte bağırsak mikrobiyomundaki değişimler, çeşitli kronik hastalıklarla ilişkilendirilmiş durumda. Uzmanlar, lifli gıdalar ve prebiyotik takviyelerle bağırsak sağlığını desteklemenin bilişsel fonksiyonları korumaya yardımcı olabileceğini belirtiyor. Yaşlılarda D vitamini desteği de bazı çalışmalarda faydalı bulunuyor.

Kaynaklar: Haberler.com

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.