Habertürk’teki Baskı ve Taciz İddiaları: Mehmet Akif Ersoy’un Tutuklanması Sonrası İfadelere Dönüş
Habertürk’teki baskı ve taciz iddialarını Mehmet Akif Ersoy’un tutuklanması sonrası ifadelere dönüşünü ele alan kapsamlı haber özeti.
Mehmet Akif Ersoy’un uyuşturucu operasyonları kapsamında tutuklanmasının ardından Habertürk’teki meseleler yeni ayrıntılarla gün yüzüne çıkıyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma çerçevesinde Ersoy’un, uyuşturucu kullanımı ve bulundurmasıyla ilgili suçlardan gözaltına alınmasının ardından taciz ve tehdit iddiaları da konuşulmaya başlandı. Bu süreçte eski Habertürk çalışanı Nur Köşker, yaşadıklarını kamuoyuyla paylaşıyor.
Yetkiler arttıkça baskı da büyüdü Habertürk’te neler yaşandı? Bu bir söylenti değildir; güç elde etmek adına bir erkeğin bir kadının mesleğini pazarlık konusu yapmasının hikayesidir. Taciz, stüdyoda çalışmaya başladığı ilk günlerden itibaren kendini gösterdi. Mesajlar ve sürekli gözetim, iş yaparken bile korunmaya yönelik bir düzeni zorunlu kılıyordu. Ardından bu kişinin genel yayın yönetmeni olmasıyla baskı, daha görünür hâle geldi. Yetkileri arttıkça baskısı da artıyordu. İstifa ettiği gün, odasında açıkça şu tehdidi savurdu: “Onunla birlikte olmazsan ekranda yer alamayacağım.” Bu pazarlıktan kaçınan Köşker, istifa etmek zorunda kaldı ve sonuç olarak yaklaşık bir yıl boyunca işsiz kaldı, sağlık sorunlarıyla mücadele etti ve evsiz kaldı.
Çiftçi kökenli bir ailenin kızı “Neden sustunuz?” sorusuna yanıtı Kendini güçlü bir yapıya sahip tanınmış birinin karşısında savunmaya çalışan bir kadının öyküsünü anlatıyor Köşker. Gücü nereden aldığını bilenler karşısında, adalet arayışında bulunduğunu ve emekle yükseldiğini vurguluyor. Üniversite yıllarında çalışmaya başlayan Köşker, gece vardiyaları ve yoğun tempo ile kariyerine yön verdiğini belirtiyor. Kendini kanıtlamak için uzun bir süredir çalıştığını ve herhangi bir siyasi destek ya da torpil olmadığını ifade ediyor.
Deliller ve savcılık süreci Geri dönüşler nasıl oldu? Mehmet Akif Ersoy’un tarafı henüz geri dönüş sağlamadı; avukatları tarafından inkâr eden bir açıklama yayımlandı. Köşker, savcılık ifadesi sonrası delillere başvuracağını ve Amerika’dan da ifadede bulunacağını doğruluyor. WhatsApp yazışmalarını da savcılığa iletecek.”
Yaşananlar ruhsal ve fiziksel olarak iz bıraktı Bir kadın meselesi olarak etkiler nasıl hissedildi? Köşker için süreç, hem bedeninde hem de ruhunda onarılması güç yaralar bıraktı. 11 kilo kaybı, uzun süreli anksiyete atakları ve işini sürdürememe hali yaşattı; bu dönemde arkadaşlarının da kendisini desteklediğini belirtiyor. Giyinme odasında sakinleşmeye çalışırken, ataklarla baş etmek için ilaç kullanımına başvurduğunu anlatıyor.
Toplumsal düzen ve kadınlar üzerinde baskı Bu tür vakalar sadece tek bir kişilerle mi sınırlı? Olguları yalnızca belirli bir kişinin davranışları olarak görmüyor; bu düzenin kanıksamış yöneticilerin hâlâ kadınların kariyerlerini etkilediğini ifade ediyor. Konuşmak, bu kanayan yarayı durdurmanın ilk adımı olarak görülüyor. Aile de sürecin zorluklarına rağmen Köşker’in yanında oldu; ebeveynleri olaylardan sonra süreci öğrendi ve desteklerini sürdürdü. Bu durum, korkunun değil, hayatta kalma refleksinin bir sonucu olarak değerlendiriliyor.