DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul °C
İstanbul
°C
°C
°C
°C
°C

Gubari Yazı: Toz Zerrelerinden Gelen Osmanlı Hattatlığına Özel İnce Yazı Meydanı

Gubari Yazı: Toz zerrelerinden gelen Osmanlı hattatlığına özel ince yazı meydanı – zarif, ana hatlarıyla tarih ve sanatın buluşması.

28.10.2026
A+
A-

Eskİşehirli hattat Dr. Hüseyin Fidan, Arapça kökenli ve “Toz” anlamına gelen Gubar kelimesinden doğan özel bir hat türü olan Gubari yazıyı ustaca kaleme alıyor. Bu tür, çıplak gözle görmek neredeyse imkânsız olan minik zerrelere benzediği için uzun yıllardır hat sanatında zorlukları ve incelikleriyle öne çıkar. Osmanlı’nın son dönemi hattatlarının zirvesinin bir parçası olan Sami Efendi’nin “Çıldırmadan yazılamaz” sözünden hareketle, Gubariyle bir yazı yazmak hem hazırlık hem de uygulama aşamasında özel bir maharet ister. Türkiye’nin tanınmış hattatları arasında sayılan Hüseyin Fidan, bu sanatın özelliklerini ve zorluklarını anlatıyor ve çalışmalarını paylaşmaya devam ediyor. Ekibin en hassas örneklerinden biri olan bir pirinç tanesi üzerinde kedinin kıllarını kullanarak İhlas-ı Şerif yazabilmiş olan Fidan, bu hat türünün Arapça kökenli toz zerrelerine dayanan bir estetik taşıdığını belirtiyor. Yazının küçüklüğü, mikroskopla bakılırsa okunabilir hâle geliyor ve bu da Gubari yazının adını almasına yol açıyor. Uzaktan bakıldığında yazı adeta toz zerrelerini andırıyor; detaylar ise hekâyeyi andıran mikro dünyaya bakıldığında ortaya çıkıyor, diyor Fidan.

Gubari yazısının tarihsel kökenleri, hat sanatının önde gelen temsilcilerinden Seyyid Kasım El Gubari’nin öncülüğüyle başlar ve Osmanlı hattatları tarafından zaman içinde geliştirilir. Levha üzerinde sıkça gördüğümüz sestirili veya celî sülüs, sülüs ya da talik gibi tarzlar, Gubari’nin kendine özgü kırma nesih karakteriyle birleşerek ince ve zarif yazılar olarak ortaya çıkar. Örneğin; besmelenin içindeki Yasin-ı Şerif veya Bakara Suresi gibi daha büyük metinler de bu özel tarzla yazılabilir. Bu süreçte hat sanatında mikroskobik araçlar yaygın değildir; hattatlar kendi görme düzeylerini ve ışık açısını ayarlayarak, küçücük yazıları sabırla işleyerek muhteşem eserler oluşturmuşlardır.

20. yüzyılın büyük ustalarından Mehmet Nuri Sivasi, bu alanda ününü pekiştiren önemli bir figür olarak öne çıkar. Osmanlı’nın son dönemlerinde zirve yapmış olan Sami Efendi’nin, Gubari yazısını görünce “Çıldırmadan yazılamaz” diyerektanımladığı bu üslup, yazıların başlangıç ve bitiş noktalarını hesaplayıp tümünü tek bir uyum içinde sığdırma becerisini gerektirir. Bu yüzden yazıların sabır ve dikkatle, uygun aralıklarla yerleşmesi gerekir.

Gubari yazısının hazırlanışı için Hüseyin Fidan, öğrendiği farklı eğitimlerden ve Hattat Mahmut Şahin gibi ustaların öğretilerinden faydalanıyor. Kendi merakını bu usulle pekiştirmek isteyen Fidan, yıllar içinde pek çok çalışmalar yürütmüş ve yürütmeye devam ediyor. Geleneksel yöntemlerde, önce sülüs veya celî talik gibi bir yazı yazılır; sonra kağıt üzerinde çok küçük delikler açılır ve üzerine kömür tozu dökülerek hatlar kağıda aktarılır. Sonrasında bu hat çizgileri, toz zerreleriyle doldurulur ve minik yazılar bu alanda yaratılır.

Gubari yazısının en güzel yanlarından biri, hayranlık uyandıran sabır ve hesap gerektiren kompozisyonudur. Yazının başlangıç ve bitiş noktalarını aynı anda planlamak, çok sıkı veya çok gevşek bir görünümün oluşmasına izin vermez.

Gubari yazısı ise yalnızca bir sanat dalı değil; aynı zamanda bir miras ve ifade biçimidir. Bu alandaki çalışmalar, farklı geçmişlerden gelen ustalıkların bir araya gelmesiyle bugün hâlâ canlılığını koruyor.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.