Glokom: Erken Tanı ve Rutin Kontrolinin Hayati Önemi
Glokom için erken tanı ve rutin kontroller hayat kurtarır: riskler, belirtiler ve güvenli takip ipuçlarıyla bilinçli sağlık adımları.
Göz tansiyonu olarak da bilinen glokomun, ileri aşamalarda geri getirilemeyen körlüğe yol açabildiğini belirten Türk Oftalmoloji Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Kıvanç Güngör, erken teşhisin koruyucu bir rol oynadığını vurguladı. Rutin kontroller sayesinde hastalık erken dönemde fark edilebilir ve görme kaybı önlenebilir.
Güngör, Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Kliniği’nde görev yaparken Antalya’da düzenlenen 59. Ulusal Kongre için bulunduğu sırada AA muhabirine göz içi basıncının (göz tansiyonu) aslında diğer vücut basınçlarından farklı bir dinamiğe sahip olduğunu söyledi. Göz içi basıncı, normal aralığının 10 ila 21 mmHg arasında olduğunu belirtti.
Glokomun sinsi bir hastalık olduğuna dikkat çeken Güngör, dünya nüfusu içinde glokom sıklığının %2, Türkiye’de ise yaklaşık %3–3,5 civarında görüldüğünü ifade etti. 60 yaş üstü grubun ise hastalığın en belirgin risk faktörü olduğunu vurguladı.
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünya nüfusunda glokomdan etkilenen kişi sayısının yaklaşık 70 milyon olduğundan söz eden Güngör, bu vakaların 6,5–7 milyonu için körlük kaçınılmaz sonuç olarak ortaya çıkabildiğini belirtti. Bu nedenle, her yaştan insanın düzenli muayenelerle erken tanı elde etmesinin hayati önem taşıdığını ifade etti. Özellikle 60 yaş ve üzeri bireyler için düzenli taramaların vazgeçilmez olduğuna dikkat çekti.
Güngör, bebeklerde glokomun çoğunlukla çift taraflı olduğuna, ancak yaklaşık yüzde 25’inde tek taraflı görülebildiğine dikkat çekti. Erken teşhis edilmediği takdirde çocuklarda körlüğe varan sonuçlar doğurabildiğini belirtti. Göz içi basıncındaki yükselişin optik sinirde ciddi hasara yol açabildiğini, bebeklerde tedavinin genelde cerrahi yöntemlerle yapıldığını ve başarıyla sonuçlandığını sözlerine ekledi.
En gelişmiş tıbbi olanaklarla birlikte, rutin göz muayenesinin erken müdahale için önemli bir araç olduğunun altını çizen Güngör, sağlık sektörünün bu alanda yaptığı yoğun çalışmalarla tarama programlarının hayata geçirildiğini belirtti.