Genetik Hafıza ve Geçmişin İzleri: Nurhan Ağartan’ın Yeni Projesi
Genetik hafıza ve geçmişin izlerini keşfeden Nurhan Ağartan’ın yeni projesi: bilim, hikaye ve ruhun derin bağlarıyla bir yolculuk.
Nurhan Ağartan, sanatın insan ruhunda duygu, düşünce ve hayal gücünün özgün bir dışavurumu olduğunu vurguluyor. Yeni projesinde, genetik hafızanın izlerini tuvale taşıyarak atalara uzanan bir sanat dili yaratmayı hedefliyor. Sanatçının ifade ettiği gibi, sanat yalnızca gördüğümüzü yansıtmaz; içsel dünyayı da görünür kılar ve zanaatçıdan öte bir üretici olarak özgün anlatımını ön plana çıkarır.”
Resimle tanışması çocukluk yıllarına dayanıyor. Küçük yaşlardan itibaren evde gördüğü eserler, onu sanata yönlendirdi ve zamanla bu sevda büyüdü. 16 yaşında usta ressam Ahmet Yakupoğlu’nun atölyesinde eğitim almaya başlayan Ağartan, üç yıl boyunca yağlı boya, karakalem ve sulu boya çalıştı. Bu dönemdeki deneyimler, teknik becerilerin ötesinde sanatın bakış açısını da derinleştirdi.
Ahmet Yakupoğlu’nun atölyesindeki yıllar, onun sanat yaşamında köklü bir yer edindi. Ardından Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde aldığı eğitim, düşünce yapısını zenginleştirerek kendi dilini kurmasına olanak sağladı. Usta’nın öğrendiklerini kurgulayarak ilerleyen Ağartan, zamanla dışavurumunu daha özgün bir biçimde ortaya koydu.
Gördüğüm dünyadan çok, hissettiklerimi anlatıyorum sözleriyle ifade ettiği dönüşüm süreci, başlangıçtaki manzara resimlerinden yeni aşamaya doğru ilerledi. Ağartan, doğayı olduğu gibi aktarmak yerine doğanın içindeki duyguları resimlerinde hissettiriyor. Bir ağaç onun için artık yalnızca bir ağaç değil; ışık, hücre ve yaşamın farklı katmanlarını hissettiren bir varlık halini alıyor.
Bu yaklaşım, eserlerinde insan figürü ve soyut öğelere daha çok yer vermesini sağladı. İzleyiciye, görünenin ötesinde yer alan duygu ve düşünceleri aktarma amacı taşıyor.
Yeni sergi projesi “Genlerin İzleri” için çalışmalara başlayan Ağartan, insanın genetik hafızasını sanat aracılığıyla görünür kılmayı amaçlıyor. Atalarımızdan miras kalan genetik izlerin, sanat dilindeki dönüşümle yeniden canlanması hedefleniyor. Proje yalnızca bir sergi değil; geçmiş ile bugün arasında kurulan duygusal ve sanatsal bir köprü kurmayı amaçlıyor.
Ağartan, bu çalışmanın kişisel bir dönemeç olduğunu vurgulayarak, genetik aktarımın bıraktığı izleri kendi özgün üslubuyla ele almak için hazırlıklarını sürdürüyor.