Filiz Çankaya Uzun ile Geleneksel Türk Kuklasını Yaşatmak: Ustadan Atölyelere
Geleneksel Türk kuklasını yaşatmanın ustası Filiz Çankaya Uzun ile atölye deneyimini keşfedin, kültürü kuşaktan kuşağa taşıyan bir yolculuk.
Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrolarında kukla ve butafor sanatçısı olarak görev yapan Filiz Çankaya Uzun, hazırladığı kuklalar ve düzenlediği uygulamalı atölyelerle geleneksel Türk kukla sanatını canlı tutuyor. Yaklaşık on yıllık deneyimiyle sahnelerde ve eğitim alanında etkileyici çalışmalar sürdüren Uzun, çocukluk yıllarından itibaren oyuncak kuklalarla kurduğu bağın yön verdiği bir yolculuğa çıkıyor.
Ege Üniversitesi Seramik Bölümü mezunu olan Uzun, oğlunun bir aile etkinliğine katıldığı anlarda kukla sanatına ilgi duymaya başladı. Bu ilgi, onun için profesyonel bir yönelim haline geldi ve kısa sürede şehir tiyatrolarında kukla ve butafor sanatçısı olarak görevlendirildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2021 yılında “kukla yapım sanatı uzmanı” unvanını elde eden Uzun, oyun prodüksiyonları için çeşitli tekniklerle kukla ve sahne aksesuarları tasarlamaya başladı.
Geleneksel üretimin mirasını korumak amacıyla atölyeler düzenleyen Uzun, hem çocuklara hem de yetişkin katılımcılara kukla yapım sürecini deneyimletirken sahne tasarımlarını da geliştiriyor. Hazırladığı kuklalar ve sahne tasarımlarıyla tiyatro oyunlarının görsel dünyasını zenginleştiren Uzun, eğitim çalışmaları aracılığıyla kukla sanatının gelecek kuşaklara aktarılmasına katkı sağlıyor.
Şu ana kadar yaklaşık 1000 kukla üreten Uzun, kukla atölyelerinde gölge kuklası, el kuklası ve ahşap kukla gibi farklı teknikleri uygulamalı olarak öğretiyor. Yüzlerce katılımcıya ulaşan çalışmalarında çoğu zaman 30–40 kişilik çocuk gruplarıyla çalıştığını söyleyen Uzun, atölyelerde üretilen kukla sayısının da 1000’e ulaştığını belirtti.
Kuklaların Türk kültüründe önemli bir yer tuttuğunu vurgulayan Uzun, Karagöz, Hacivat ve İbiş gibi karakterlerin yalnızca eğlence unsuru olmadığını, toplumsal olayları da yansıtan kültürel figürler olduğuna işaret ediyor. Hazırladığı gösterilerde geleneksel yöntemlerle çağdaş uygulamaları bir araya getirerek interaktif deneyimler sunan Uzun, çocuklarla yapılan atölyelerde ana konuşmacının kukla kendisi olduğuna dikkat çekiyor. Bu yaklaşım, hem çocuklar ile daha güçlü bir iletişim kurulmasını sağlıyor hem de kültürümüze ait kukla geleneğini günümüze taşıyor.
Kukla, bir iletişim aracı olarak canlı gösterilerin gücünü ortaya koyuyor. Uzun, dijital teknolojileri ise özellikle tanıtım ve arşivleme amaçlı kullandığını belirtiyor. Kukla yalnızca çocuklar için değil, okul öncesi eğitimden psikolojik danışmanlığa kadar pek çok alanda etkili bir iletişim aracı olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle kukla sanatını daha geniş kitlelere tanıtma çabası, Uzun için vazgeçilmez bir hedef olarak sürüyor.