Eskişehir Olgunlaştırma Enstitüsü’nde Geleneksel Kilim Sanatıyla Zaman Yolculuğu
Eskişehir Olgunlaştırma Enstitüsü’nde geleneksel kilim sanatıyla geçmişe yolculuk: motifler, renkler ve ustalıkla zihinleri büyüleyen bir deneyim.
Mevlüş Özkum, Eskişehir Olgunlaştırma Enstitüsü’nde Usta Öğretici olarak uzun yıllardır tezgah başında çalışıyor. Yün iplerin sıcak dokusuyla örülen kilimler, geçmişin hatıralarını ve Türkmen gelinlerinin sessiz öykülerini yaşatıyor. Enstitü, kültürel mirası koruma ve gelecek kuşaklara aktarma amacıyla geleneksel el sanatlarını günümüze taşıyan önemli çalışmalara imza atıyor.
Özkum, Eskişehir ve çevresinin zengin kültürel dokusunu yansıtan yöresel kilimleri, orijinal renk ve motiflerine sadık kalarak yeniden hayata geçiriyor. Kilimlerin her bir ilmeğinde, geçmişin duyguları ve yaşanan deneyimler saklı. “Istar” adı verilen geleneksel dokuma tezgahlarının başında sabırla çalışan usta, kadın arkadaşlarıyla birlikte unutulmaya yüz tutmuş motifleri gün yüzüne çıkarırken her desenin ardında yatan hikayeyi koruma altına alıyorlar.
Renkler ve ipler arasında bir zaman yolculuğu yapan Usta Öğretici, mevcut projeler kapsamında asırlık teknikleri modern dünyaya taşıyarak geleneksel Türk dokuma sanatını gelecek nesillere miras bırakmayı amaçlıyor. 120 yıllık ömürleri olan yünlerin dünyasında, renklerin desenlerle dansı adeta bir şiir gibi akıyor. Teknik bilgiler nasıl uygulanır, diye merak edenler için Özkum şu adımları paylaşıyor: desenleri önce fotokopi gibi zihinde canlandırıp kareleyip çözgüye yerleştiriyoruz; tezgah olan ıstar, kirkit ile taraklama ve iplerle tamamlanan süreçler, doğadan ilham alan projelerin bir parçası oluyor. Doğaçlama da uygun olduğunda kullanılabilir; ancak güncel projeler için belirlenen planlar esastır.
Desenlerin her biri, anlatılan hikayeleri taşır. Elibelinde, koçboynuzu ve kurt ağzı gibi motifler farklı anlamlara sahiptir ve Seleser adlı Türkmen gelininin hikayesi gibi duygusal anları kilimlere işler. Eşi askere giden gelininin sevgisi ve hasreti, şehit haberinin ardından kilim üzerinde simgelenir; sel böylece kilimin üstüne vurulur ve öykü dilden dile dolaşır. Geleneksel kilimler, annelerin duygularını sözcüklere dökemediği anlarda bile desenlerle konuşur; bu yüzden her kilim, derin bir duygu yüklüdür.