Charlie Chaplin Sineması
1889 İngilteresinde doğmuş olan pandomimist, aktör, film yapımcısı ve besteci, sinema tarihinde eşi benzeri az bulunan filmlere imza attı.
Henüz sinemada ‘ses’ teknolojisinin kullanılamadığı dönemde ‘sessiz’ ve müthiş anlatılarıyla ün kazandı. Haksız bir şöhrete sahip değildi: Yazıp yönettiği, müziklerini besteleyip senaryolarını yazdığı, aynı zamanda baş rollerinde oynadığı ‘The Kid’, ‘The Circus’, ‘City Lights’, ‘The Gold Rush’, ‘Modern Times’ ve Adolf Hitler’i hicvettiği ‘The Great Dictator’ filmleri ile sinema tarihine baş yapıtlar bıraktı.
Kara komedi filmlerinde yoksulluk, güç, savaş ve kapitalizmi hicvetmiş ve şöyle söylemişti:
“Trajedinin alaycılığı tetiklemesi paradoksaldır. Alay sanıyorum ki bir meydan okuma şeklidir; doğanın güçlerine karşı çaresizliğimiz karşısında ya gülmeli ya da delirmeliyiz.”
Bu söz, onun sosyal derinliğini ve geçmiş yaşamındaki güçlükleri anlatır. Nitekim dönemin ünlü psikanalisti Sigmund Freud’a göre Chaplin, filmlerinde çocukluk dönemlerinin kasvetini yansıtmıştır. Psikiyatrik olarak rahatsız bir anne, alkolik bir baba, yetimhanede geçen çocukluk yılları…
Böylece filmlerinde insan ruhunun en zengin ve komik ifadelerini yansıtan bir karakter ortaya çıkar: Bizdeki adıyla Şarlo, orijinal adıyla Charlot!
Bu sinema dehası için söylenebilecek en vurucu sözü film eleştirmeni Andrew Sarris söylemiş: “Sinemanın ortaya çıkardığı tartışmasız en önemli tek sanatçı, kesinlikle en olağanüstü icracı ve hala sinemanın en evrensel simgesi”
Bu yetenekli sanatçının pek bilinmeyen bir başka özelliği, Modern Times için bestelediği şarkının ‘Smile’ adı ile, Nat King Cole’un bir hiti haline gelmiş olması… Aynı şekilde Limelight filmi için bestelediği şarkı Jimmy Young tarafından seslendirilmiş. Son olarak Petula Clark tarafından seslendirilen ‘This is my song’ adlı şarkının da Charlie Chaplin’in bestelediği eserlerden biri olduğunu ekleyeyim.
İşte böyle… Gerçek dehaların tüm dehalarını ortaya koyabilmeleri için ‘zorluklar’ önemli bir rol oynuyor gibi görünüyor. Ne dersiniz?
Siz yine de sağlıkla, mutlulukla sevgiyle kalın. 🙂
Ayşen BALOĞLU