DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul °C
İstanbul
°C
°C
°C
°C
°C

Bergama’daki Mimari Zerafet: Antik Dönemden Günümüze Koruma ve Kent Belleği

Bergama’nın mimari zerafeti: Antik’den günümüze korunmuş kent belleği ve mirasın güncelleştirilmiş hikâyesi.

30.04.2026
A+
A-

İzmir’in Bergama ilçesinde düzenlenen Mimari Zerafet Buluşması, tarih ve mimarlık meraklılarını tek bir çatı altında topladı. Bergama Müzesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen etkinlikte BERKSAV Başkanı Fatih Özbek konuşmacı olarak yer aldı; açılışta Müze Müdürü Nilgün Ustura, önceki buluşlarda Bergama dışı çalışmalara odaklandıklarını, bu kez kent iç dinamiklerini ve mimari dokuyu inceleyeceklerini belirtti.

Fatih Özbek, Bergama’nın tarihsel gelişimini antik çağdan Roma sonrasına uzanan bir çerçevede ele alırken, kentin yerleşiminin milattan önce II. yüzyıldan itibaren nasıl değişime uğradığını anlattı. Akropol çevresindeki yoğun yaşamın ova ve batı yönüne doğru yayıldığını vurgulayarak, iki ana eksen etrafında şekillenen kent dokusunun Selinus ve Kestaios (Bakırçay) çevresindeki birleşmeleriyle güç kazandığını ifade etti. Roma döneminde batıya doğru genişleyen yapının bugün görülen çarşı ve yerleşim alanlarının temellerini attığını belirtti.

Özbek, Pergamon’un antik dünya için taşıdığı önemi daire olarak Efes ve Smyrna ile rekabet ve etkileşim içinde bir konumda olduğunu dile getirdi. Üçgen bir etkileşimin kültürel ve siyasi dengeler üzerinde nasıl rol oynadığını açıklarken, akropolün görkemli siluetinin güneş ışığında uzaktan bile etkileyici bir görünüm sunduğunu ifade etti. Aşağı kentte ticaret, yukarı kesimlerde ise idari ve dini yapıların yoğunlaştığına dikkat çekti.

Asklepion hakkında bilgiler paylaşan Özbek, buranın yalnızca bir tedavi merkezi olmaktan öte ruhsal ve kültürel bir şifa alanı olarak da kullanıldığını vurguladı; kentin son uzantısı sayılan bu mekâna ulaşımın özel mimari tasarımla planlandığını aktardı. Roma döneminde büyük ölçekli projelerin hayata geçirildiğini, tapınakların imparatorluk kültü bağlamında Bergama’ya ayrıcalıklı bir statü kazandırdığını ifade etti; Augustus dönemi ile başlayan imparatorluk tapınağı geleneğinin kente özel bir değer kattığını söyledi.

Söyleşi boyunca Roma dönemi tiyatroları, hamamlar, eğitim alanları ve ticaret merkezleri gibi pek çok mimari unsurya değinildi ve bunların yalnızca fiziksel yapılar olmadığını, toplumsal yaşamın da önemli parçaları olduğunu vurguladı. Ardından Nilgün Ustura, günümüzde Bergama’da yürütülen koruma çalışmalarına odaklandı. Arkeolojik alanların ışıklandırılarak kent yaşamıyla bütünleşmesini hedefleyen uygulamalara değinen Ustura, yapılan çalışmalarda tarih ve estetiğin bir araya geldiğini belirtti.

Koruma sürecinde karşılaşılan hassasiyetler üzerinde duran Ustura, “Bizden korkulmasını değil, bize yardımcı olunmasını istiyoruz. Bergama tarihine hep birlikte sahip çıkmalıyız” sözleriyle ortak sorumluluğa vurgu yaptı. Sit alanlarıyla ilgili kararlarla da gelişimi ele alarak, bazı bölgelerin 3. derece sit alanından 1. dereceye dönüştürülmesiyle bu alanlarda imar izninin uygulanmadığını kaydetti.

Etkinlik, Bergama’nın zengin tarihi mirasını ve mimari katmanlarını yeni bir bakış açısıyla tartışmaya açarken büyük beğeni topladı.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.