Aziziye Tabyaları ve Nene Hatun: Arşivlerden Günümüze Işıklı Anma
Aziziye Tabyaları ve Nene Hatun’u arşivlerden günümüze taşıyan, ışıklı bir anma yolculuğu: tarih, kahramanlık ve hafıza.
1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nın izleri, Erzurum’un Aziziye Tabyaları’nda hâlâ canlı. Erzurumlu halk, savaşın seyrine yön veren bu kahramanlık destanını, 1952 yılında Aziziye Tabyaları’nın açılışı için düzenlenen törenlerde ve arşiv görüntülerinde yeniden görüyoruz. Akın Aktaş’ın sunumuyla paylaşılan arşivler, 30 Ağustos 1952’deki törende Nene Hatun’un da sahnede olduğuna dair somut kanıtlar sunuyor.
93 Harbi olarak da bilinen 1877-1878 çatışmalarında Erzurum’un direnişi, tabyalar düşmek üzereyken halkın yardıma koşmasıyla karşılık buldu. Nene Hatun da bu kahramanlık zincirinin en çok konuşulan simgelerinden biri olarak öne çıktı: kundaktaki bebeğini evine bırakıp baltayı kuşanan kadın, Türk askerinin yanında vatan savunmasına katıldı ve düşmana karşı demonstrates gücün simgesi haline geldi.
71 yıl önceki anmanın sessiz tanıkları olarak ERVAK, Erzurum Lisesi ve Nene Hatun Kız Anadolu Lisesi’nin iş birliğiyle düzenlenen anma töreninde, tarihe ışık tutan bir konferans gerçekleştirildi. Akın Aktaş’ın aktardığı bilgilere göre Nene Hatun’un asıl soyadının Kırkgöz olduğunu söylemesi, Pasinler’in Çeperli köyünden doğumuyla birlikte ailesinin dört çocuğundan ikisinin erkek, ikisinin kız olduğu bilgisini netleştirdi. Abdurrahman’ın Doğu Cephesi’nde şehit olması, Nene Hatun’un çocukları arasında öne çıkan tek ismin bu cephede verildiğini gösteriyor; 1914’te şehit olan Abdurrahman’ın kaydı bu bağlamda dikkat çekiyor.
Görüntüler arşivlerden bugünlere dedi Aktaş; konferansta 1952’de çekilen ve TRT arşivlerinde yer alan görüntüler üzerinden Aziziye Tabyaları’nın açılışıyla ilgili kutlama anlarını paylaştı. Savaş kahramanlığına dair canlandırmalar, tabyaların kuzey cephesindeki kahramanlikle özdeşleşen anılarını yansıttı. 8-9 Kasım 1878’de sergilediği cesaret, Nene Hatun’un adının halk hafızasında nasıl kazındığını net biçimde ortaya koydu.
Atalarının anısına olan saygının bir göstergesi olarak Cumhuriyet’in ilanından sonra da çalışmalar sürdü. Gazetecilerin ve araştırmacıların çalışmalarına konu olan Nene Hatun’un hayatı, devlet tarafından öne çıkarılıp destek gördü. Nurettin Baransel’in desteğiyle üçüncü ordunun “Ninesi” seçilmesi, ekonomik sorunların çözümü ve bir evin hediye edilmesi gibi adımlar, kahramanın yaşamına resmi bir onay ve saygı kazandırdı.
Türkiye’nin ilk annesi unvanı olarak 5 Mayıs 1955 tarihinde Türkiye genelinde “ilk yılın annesi” seçilen Nene Hatun, 22 Mayıs 1955’te 101 yaşında vefat etti ve cenazesi Lala Paşa Camii’nde kılınan namazın ardından Aziziye Tabyaları’na defnedildi. Tören sonunda Halk Ozanı Fuat Çerkezoğlu’nun Nene Hatun’a ithafen kaleme aldığı şiir dinletilerek anma sonlandı.