Ayşe Taç: Döşemealtı Halıcılığının Son Temsilcilerinden Zanaatkârın Yaşam Hikayesi
Ayşe Taç: Döşemealtı halıcılığının son temsilcilerinden olan zanaatkârın yaşamı, sanatkârlık ve geleneksel dokularla dolu bir yolculuk.
Anne özünden öğrendiği halı dokumacılığıyla ailesinin geçimini sağlayan ve genç yaşlarda kazandığı parayla kendi evini yaptıran Ayşe Taç, bugün Döşemealtı’da geleneksel halı dokumacılığını gelecek kuşaklara taşımaya çalışıyor. Mesleğin son temsilcilerinden biri olarak kabul edilen Taç, halıdan çok ekmek peşinde koşturduğunu şu sözlerle ifade ediyor: Ben bu sanatı öğretmeden duramam.
Taç, Döşemealtı’nın sıcak dokusuyla bezenmiş halılarını annesinden öğrendiği anıların ışığında sürdürüyor. 13 yaşında gece gündüz çalıştığı halılardan kazandığı parayla evini yaptıran genç kız, ilerleyen yıllarda ehliyet ve ‘Devlet Sanatkarı’ unvanını da elde ederek mesleğini resmileştirdi. Kalfalık, ustalık ve usta öğreticilik belgelerini almasının ardından 4 yıl boyunca Antalya Olgunlaşma Enstitüsü’nde gelenekli halı dokumacılığını öğretmeye başladı. Yıllar içinde sayısız halı dokuyan Taç, ziyaretçiler arasında Japonya ve Kore’den gelen konuklara Döşemealtı halıcılığını tanıtmayı sürdürdü.
Taç’ın hayattaki tek arzusu ise gençlere halı dokumacılığını sevdirmek ve bu mirası canlı tutmak. “Annem halı dokurken ona gaz lambası tutardım” sözleriyle başlayan anılarını paylaşırken, küçüklüğünden itibaren gece gündüz çalıştığını ve 13 yaşında kendi evini yaptırdığını hatırlatıyor. Halıdan çok ekmeğin peşinde olduğunu belirterek mesleğin bitmemesini istediğini vurguluyor.
Halıların boya ve dokuma süreçleri Taç için ayrı bir titizlik gerektiriyor. Doğal malzemelerle renkleri elde eden, çalışmayı modeline göre çözgü ve atkı ayarlamalarıyla planlayan Taç, kimyasal boya kullanmadığını belirtiyor. Sabah kalkıp kazanlarda boyama işlemlerini yapıp, öğleden sonra kurutma aşamasına geçiyor, ertesi gün yeniden renk hazırlığını ve iplik çalışmalarını sürdürüyor.
Geçmişiyle gurur duyan Taç, dediklerinden yola çıkarak “Birlikte öyle çok halı dokuduk ki, hepsini yan yana koysak İstanbul’a kadar yol olurdu” diyor. Gecesini gündüzüne katan göz ardı edilemeyecek bir üretim tempoluna sahip olan Taç, yıllardır halıya adadığı yaşamını yeniden şekillendiriyor ve ailesine karşı borçlu hissetmiyor; çünkü öğrenmenin, üretmenin ve paylaşmanın peşinde bir ömür var.
Biriktirdiği paranın araba almak gibi kişisel hedeflerini ertesi güne bıraktığı günlerde bile, annesinin ameliyatı için kaynak yaratmayı başararak yönünü ana hedefe yönlendiriyor: Halı dokumacılığını gelecek nesillere aktarmak. 50’li yaşlarda ehliyet alan ve devlet zanaatkarı unvanını alan Taç, şimdi Antalya Olgunlaşma Enstitüsü’nde yeni nesillere bu köklü sanatı öğretmenin hayalini yaşıyor. 2010’da Halk Eğitimi’nden başlayan kariyeri, bugün kalıcı bir miras olarak öğrencilerine uzanıyor.
Çocuklara üretmeyi öğretmek; halının değeri ve geleneksel tekniklerin sürdürülmesi için çalışan Taç, okullarda çocuklara rol model olmak ve üretkenliği aşılamak istiyor. Arşivde sakladığı desenlerle ilham veren Taç’ın amacı, bilgi ve tecrübeyi genç nesillere aktarmaya devam etmek. Şimdiye kadar pek çok yabancı ziyaretçiye de dokumadan bahsettiğini belirtiyor; ama asıl hedefi, bilgi mirasını paylaşmaya devam etmek ve bu zanaatı gelecek kuşakların da benimsemesini sağlamak.