AYM Başkanı Özkaya: Uygulamamızda Adaletin Hız ve Nesnellik ile Dengelenmesi
AYM Başkanı Özkaya, adaletin hız, nesnellik ve dengeyle uygulanmasını vurguluyor; süreçte güven ve tarafsızlık hedefleniyor.
Adaletin merkezde olduğu yaklaşımımızla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Dosyaların inceleme sırası ve hangi kriterlerle ilerlediğimiz konusundaki açıklamalarıyla başlayan konuşmada, başkanlık olarak ilk gelen ilk çıkar prensibini benimsemenin yanı sıra özellikle itiraz yoluyla gelen işlerde karar süresini kısa tutmaya özen gösteriyoruz. Bu süreçte hedeflenen zaman aralığına uygun şekilde hareket edilmesi gerektiğini vurguladık.
7 kategori üzerinden tanımlanan ve tamamen objektif ölçütlere dayanan inceleme sıralamamız; acil, pilot ve öncü ile çekirdek haklar gibi başlıkları içeren toplam 7 sınıfı kapsıyor. Başkanlık olarak bu kriterleri uygulamaya koyma sorumluluğu raportörler ve koordinatör raportörler düzeyinde yürütülüyor. Adaletin merkezine koyduğumuz ilke doğrultusunda, vicdan ve hukukun üstünlüğü ilkelerini gözeterek kararlarımızı şekillendiriyoruz. Hedefimiz, bireyin haklarını hızlı ve güvenilir biçimde korumak ve güven duygusunu güçlendirmek.
UYAP Avukat Portalı üzerinden bireysel başvuruların elektronik ortamda yapılabilir hale gelmesiyle erişilebilirlik arttı. 1 Ekim 2025 tarihi itibarıyla bu platform üzerinden yürütülen başvuru sayısı 6 bin 686’ya ulaştı; toplam başvuruların yaklaşık %29’una denk gelen bu sayı, süreçlerin daha şeffaf ve hızlı ilerlediğini gösteriyor. Yapay zekanın bu süreçte kullanımı için de önemli çalışmalar yürütülüyor; amacımız iş yükünü hafifletmek ve raporlamayı desteklemek.
2025 yılında, AYM’ye yapılan bireysel başvuru sayısı 64 bin 321 olarak kayıtlara geçti. Buna karşılık 71 bin 175 başvuru sonuçlandırıldı; karşılama oranı %111 olarak ifade ediliyor. 23 Eylül 2012’den 31 Aralık 2025’e kadar olan dönemde toplam 714 bin 774 başvuru yapılırken, bunların yaklaşık 623 bin 88’i (yani %87,2’si) karara bağlandı. Derdest durumda olan 91 bin 686 başvuru bulunuyor. 2025 yılında ihlal kararı verilen başvuru sayısı 5 bin 268 olarak belirtildi; bunlar içinde makul süre ihlali bulunmuyor. 23 Eylül 2012-31 Aralık 2025 arasındaki ihlal kararlarının toplamı ise 84 bin 519’dur; bunların 56 bin 443’ü makul sürede çözümlendi, hak bazlı ihlal kararları ise 28 bin 76’da gerçekleşti.
İcra süreci tamamlanmayan kararlar için açıklanan verilerde, 31 Aralık 2025 itibarıyla icra süreci tamamlanmamış dosya sayısının 83 olduğu belirtildi. Bu durum, çoğunlukla süreçlerin teknik veya uygulanması gereken mevzuatın farklı yorumlanması nedeniyle uzamış olabiliyor. Ancak bu durumun sistemin işleyişinin genel olarak bozulduğunu göstermediğini vurguluyoruz; bazı süreçlerin uzun sürmesinin de normal olduğuna dikkat çekiyoruz.
İlhallerin yerine getirilme oranı ise toplam ihlal kararlarının %99,7’sinin gereğinin yerine getirildiğini gösteriyor. Böylece bireysel başvurunun, hak arama yolunun etkili ve işlevsel bir mekanizma olduğuna işaret ediyoruz. 2025 yılında norm denetimi kapsamında birleştirme kararları hariç, toplamda 277 başvuru karara bağlanırken 472 kuralın Anayasa’ya uygunluk denetimi yapıldı. 2012 yılından itibaren ise 2 bin 328 iptal davası ve itiraz başvurusu sonuçlandırıldı; derdest dosya sayısı 114 olarak belirtildi.
Yüce Divan dosyaları ve parti denetimi kapsamında 2017 yılı sonrası toplam 12 Yüce Divan dosyası karara bağlandı ve bu dosyalarda 32 kişi hakkında hüküm kuruldu. 2025 yılında ise derdest Yüce Divan dosyası kalmadı. Parti kapatma davalarına bakılması da devam ediyor ve 2025 sonu itibarıyla derdest dosya sayısı 5 olarak belirtildi.
Kural ve uygulama değerlendirmesi kapsamında 83 kararda icra süreci tamamlanmadığı için yorumlar farklılık gösterebiliyor. Ancak Anayasa’nın 153. maddesi ve ilgili mevzuat gereği çoğu kararın yerinde yürütülmesi sağlanıyor. Yeniden ele alınması gereken konular varsa, bunlar kanun yolunda netleştirilebilir. Son beş yılda ve 2025 yılında kanun yoluyla inceleme gerektiren başvuruların payı da dikkate alınarak kanun yolunun sınırları üzerinde net bir değerlendirme yapılıyor. Ayrıca HDP kapatma davası gibi kapsamlı dosyalarda mevcut süreçler teknik olarak ilerliyor ve esas incelemeye geçiş için hazırlıklar sürüyor.
Yapay zekanın rolü konusunda ise 2026 Eylül itibarıyla uygulanmaya başlanması planlanan bir yol haritası çizildi. İlk aşamada bireysel başvuru formlarının okunması ve kategorize edilmesi için yapay zekadan yararlanılması öngörülüyor. Ancak yapay zekanın hukukî çıkışlar üretmesi değil, raportörlere destek olması hedefleniyor. Çıktılar mutlaka insan kontrolünden geçecek, doğruluk testleri uygulanacak ve gerekli onaylar alındıktan sonra değerlendirilecek. İkinci aşamada dosya kategorilemesi ve değerlendirme sürecine ilişkin önerilerde bulunması planlanıyor. Bu aşamalarda da yine insan denetimi ve hataların minimuma indirilmesi esas alınacak. Böylece, objektif kriterleri içeren ve hukuki değerlendirme gerektirmeyen süreçlerde yapay zekadan faydalanılarak verimlilik artırılacak. Bu yaklaşım, bireysel başvuruların çoğunluğunu oluşturan kabul edilemezlik kararlarının sayısal olarak yoğunluğu göz önüne alındığında, sahada daha hızlı ve tutarlı sonuçlar elde edilmesini sağlayacaktır.