Aşağıpınar Neolitik Yaşamını Gençlerle Bütünleştiren Dijital Detoks Projesi
Aşağıpınar Neolitik Yaşamını gençlere aktaran, dijital detoksla odaklanmayı güçlendiren yenilikçi bir eğitim projesi.
Birlikte dolaşan gençler, cep telefonlarını bir kenara bıraktıkları kamp süresince 8 bin 200 yıl öncesinin köy yaşamını deneyimledi. Dr. Sadık Ahmet Gençlik Merkezi’nin hazırladığı “Zamanın Ötesine Bir Dokunuş: Aşağıpınar Neolitik Mirasın Yeniden Doğuşu Projesi” kapsamında yaklaşık 25 öğrenci, Aşağıpınar Ören Yeri’nde işlenen neolitik yaşamı adım adım keşfettiler. Etkinlik öncesinde tüm cihazını güvenli bir alanda bırakan gençler, kurdukları çadırların etrafında kamp atmosferine girdiler.
Etkinliğin ilk aşamasında Müze Müdürü Yusuf Yılmaz’ın yönlendirmesiyle, Neolitik Dönem’e özgü yaşam koşulları uygulamalı olarak deneyimlendi. Gençler, kuru dalları sürterek ateş yakmayı denedikten sonra taş değirmenlerle buğdayı öğütüp un elde etti. Elde edilen una dayanarak hamuru yoğuran öğrenciler, odun ateşinde pişirilen ekmekleri afiyetle tüketti.
Proje kapsamında ilerleyen günlerde gençler, belirli dönemlerde ören yerine götürülüp çalışma süreçlerine dahil edilecekler.
“Gençlere güçlükleri deneyimleyerek öğretiyoruz” diyerek konuşan Müze Müdürü Yılmaz, Aşağıpınar’ın Avrupa ve Balkanlar’daki neolitik merkezler arasında önemli bir nokta olduğunu vurguladı. Açık hava müzesinde yürütülen deneysel arkeoloji çalışmaları, geçmişin yaşam biçimini günümüze taşımanın yollarını gösteriyor. Yılmaz, “Günümüzdeki konforun farkındalığını yaşatarak, Neolitik Dönem’in temel sosyal dinamiklerini anlamalarını sağlıyoruz” dedi.
Ateş başında geçirilen anlardan sonra ekmek yapımına geçildiğini hatırlatan Yılmaz, buğday tanelerinin taş el değirmenlerinde öğütülmesi ve sonrasında ekmek haline getirilmesi sürecinin ne kadar zahmetli olduğunu vurguladı. “Bir kamp süresi boyunca, bu tür uygulamalarla günümüzün ötesine geçebilecek bir deneyim sunuyoruz” ifadesiyle sözlerini noktaladı.
Dr. Gülay Dündar ise projenin, bölgenin köklü tarihinden ilham aldığını belirterek, Kırklarelinin milattan önce 6000’li yıllara uzanan geçmişini gençlere hatırlatmayı hedeflediklerini söyledi. Seramik, dokuma ve ilkel tarım gibi unsurların çocuklarla buluşmasıyla emeğin değerini vurguladıklarını belirtti. Dijital bağımlılıktan uzaklaşmanın bu etkinlikteki temel amaçlardan biri olduğuna dikkat çekti: Günümüz gençleri için el emeği ve doğayla iç içe olmanın kıymeti daha iyi anlaşılmalı.
Üniversite öğrencisi Beyza Tunç, Kırklareli’de yıllardır yaşamasına rağmen böylesi bir tarihi alanın projeyle tanışmasının kendisini heyecanlandırdığını söyledi. Telefonsuz sohbetlerin ve karşılıklı iletişimin, özellikle bu tür etkinliklerde, daha anlamlı olduğunu ifade etti. Lise öğrencisi Alper Karaçam da deneyimin hem eğlence hem de tarihe dair yeni bilgiler kazandırdığını sözlerine ekledi.
Aşağıpınar Ören Yeri’nde 1993 yılında başlayan kazılar, 2021 yılında tamamlandı ve bölgenin tarım ve köy yaşamı izlerini gün yüzüne çıkardı. Çalışmalar sonucunda elde edilen bulgular büyük ölçüde Kırklareli Müzesi’nde sergilenirken, açık hava müzesinde 3 dal ev ve köy yaşamını canlandıran maketler ziyaretçilere geçmişin izlerini sunuyor.