DOLAR 13,4408
EURO 15,2843
ALTIN 795,08
BIST 2.042,08
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 8°C
Açık
İstanbul
8°C
Açık
Per 9°C
Cum 3°C
Cts 3°C
Paz 2°C

Anti-Ego Muhalifliği Sendromu Nedir, Kimlerde Görü…

30.08.2021
A+
A-

Sanatçılar ve tasarımcılar arasında görülme sıklığı artan anti-ego muhalifliği nedir? Anti-ego muhalifliği nasıl sonlanır? Detaylar haberimizde…

Anti-ego muhalifliği sendromu, çoğunlukla sanatçıların ve tasarımcıların yaşantısında görülen psikolojik bir problemdir. Yaşamının büyük bir zamanını sanata adamış olan ve bu alanda arzuladığı başarıyı elde edememiş olan sanatçılar, kendilerini anti-ego muhalifliği sendromunun içerisinde bulabilirler.

BU SENDROMA SAHİP OLANLAR MUTSUZ!

Anti-ego muhalifliği sendromu, psikoloji tarafından belli kategorilere ayrılarak inceleme altına alınmıştır fakat tam anlamıyla bilimsel bir tanımı yapılmamıştır. Bu sendromun kesin bir açıklaması yapılamadığından dolayı bu konu hakkında yeterli bilgi bulmak da fazlasıyla güçtür. Uzmanların fikir birliğinde olduğu şey ise bu sendroma sahip bireylerin mutlu olamadığı ve tedavisinin de yine o bireylerin içerisinde bulunduğu düşünce sistemlerini değiştirmek olduğudur.

BAŞKA ESERLERE ZARAR VERME EĞİLİMLERİ YÜKSEKTİR

Anti-ego muhalifliği sendromunu ileri düzeyde yaşayan bireyler, başka sanatçılar tarafından ortaya konulan sanat eserlerine zarar verme eğiliminde olabilirler. Diğer kişilere nazaran sendromu yaşayan sanatçılarda bu eğilim çok yüksek düzeydedir.

BİLİNÇ ÜÇ KATEGORİYE AYRILIYOR

Peki insan yaşantısını etkileyen id, ego ve süperego kavramlarının birey hayatını nasıl etkilediğini daha önce hiç düşünmüş müydünüz? Freudyen bakış açısıyla bu kavramlara gelin hep birlikte göz atalım.

Sigmund Freud, 1930’lu yıllarda insan bilincinin oluşum süreçlerine dair toplumsal ve ruhbilimsel araştırmalara imza attı. Freud, bilinci id, ego ve süperego olmak üzere üç ayrı ruhsal kategoriye ayırmaktadır.

Bu üç faktör bireyin toplum içerisindeki sosyal durumuna ışık tutmaktadır. Freud’a göre id kişinin ilkel benliğidir. Hiçbir sosyal kuralı önemsemeyen idin tek arzusu, isteğinin anında yerine getirilmesidir. Yoğun olarak bebeklerde görülen id aynı zamanda kişiliğin çocuksu tarafı olarak da bilinir. 

EGONUN DENGEDEKİ ÖNEMİ

Bireyde idi dengelemek için kişilik savunma mekanizması olan ego devreye girer. Ego dış dünyanın gerçekleri ve iç dünyanın haz arayışı arasında dengeyi sağlayan en önemli araçtır. Ego bu dengeyi sağlayabilmek adına bazı yetilerle donanmıştır. Bu yetiler şunlardır;

– Dürtülerin farkına varılması, algılanması 

– Dış dünyadaki koşulların farkına varılması 

– Dürtülerin süper egonun baskısıyla koşullara uyacak niteliğe getirilmesi 

– İstemli ve uyumcul davranışın eyleme geçirilmesi

Süperego ise (üst benlik) zamanla egonun bir parçası olarak toplumsallaşma ve değerlerle alakalı olarak gelişir. Üst benliğin insan yaşantısındaki belirtisi suçluluk duygusudur. Vicdan ise üst benliğin bilinçli kısmında yer almaktadır.

ETİKETLER: ,
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.