Sanatın Diliyle Hayata: Hasta ve Danışanların Rehabilitasyon Yolculuğu
Sanatın diliyle hayata dokunan rehber: Hasta ve danışanların rehabilitasyon yolculuğunu ilham verici bir bakışla keşfedin.
Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve NPİSTANBUL Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın katılımıyla gerçekleşen sergi, 9 Ekim Cuma günü ziyaretçilere kapılarını açtı. Resim, seramik, ebru ve diğer el sanatlarının eserleriyle dolu bu koleksiyon, hastaların 4-5 yıllık çalışmalarını gözler önüne seriyor; yalnızca eserler değil, sanatın ruh sağlığı ve rehabilitasyon süreçlerindeki rolü de öne çıkarılıyor.
“SANAT TEDAVİSİ HASTAYI ANLAMAMIZI SAĞLIYOR” Başlangıç konuşmasında, 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü’nün anlamını vurgulayan Tarhan, sanat terapisinin hastaların ruhsal durumlarını anlamada merkezi bir araç olduğunu belirtti. Terapinin, bilinçdışındaki duyguları ve travmaları ifade etme yolunu açtığını söyleyen Tarhan, hastayı izleyen kişinin üretilen sanattan hareketle değerlendirme yapabildiğini kaydetti. Çocukların çizimlerinde, aileye dair duygusal mesafe veya duygusal ihmal ipuçlarının nasıl okunabileceğini örnekledi ve bu yaklaşımın çocuklardan erişkin psikiyatrisine uzanan bir farkındalık sağladığını ifade etti.
“MÜZİK, HAREKET VE KELİME TEKRARI BİR ARADA OLMALI” Tarhan, tedavide müziğin de önemli bir rol oynadığını belirtti. Hastanede haftada bir canlı müzik etkinliğinin ve ritim çalışmalarının gerçekleştirildiğini söyleyen Tarhan, üç unsuru bir arada kullanmanın tedavi için etkili olduğunu savundu: müzik, hareket ve anlamlı bir kelime tekrarı. Bu yaklaşım, holografik terapi olarak da adlandırılabiliyor ve Ruh Sağlığı Günü vesilesiyle bu farkındalığın artırılması hedefleniyor.
“SİYAHI SEVMEK KÖTÜ BİRŞEY DEĞİL” Renklerin ruh haliyle ilişkisini irdeleyen Tarhan, kahverenginin toprakla, siyahın melankoliyle bağdaşacağını söyledi. İnsanların siyahı tercih ederek mizah ve rahatlama arasında bir denge kurabildiğini belirten Tarhan, beyazın ise saflık ve temizliği temsil ettiğini, renklerin kişiye göre yorumlanması gerektiğini ekledi.
“100’ÜN ÜZERİNDE ESER, 4-5 YILLIK EĞİTİMİN MEYVESİ” Sergi Küratörü Yeşim Aslan, sergide 100’ün üzerinde eserin bulunduğunu ve bunların hastanede tedavi gören danışanlar tarafından yaratıldığını açıkladı. Atölyelerde yürütülen sanat çalışmalarıyla rehabilitasyon ve sanat terapisinin görünür kılınmasının hedeflendiğini belirten Aslan, bu süreçte yaratıcılık ve kendini ifade etme gücünün ortaya konulduğunu vurguladı. Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy ise serginin adının “Sanatın Dilinden Hayata” olduğunu hatırlattı; eserlerden çok sürecin önemli olduğuna dikkat çekerek, sanatın ruh sağlığını destekleyen evrensel bir araç olduğunu ifade etti.
“EBRU SANATIYLA İÇİMİZİ DÖKÜYORUZ” Ergoterapi Ebru Eğitmeni Nesrin Ulu, ebru sanatının danışanların kendilerini ifade etmelerine ve sakinleşmelerine katkı sağladığını söyledi. Su ve renkler aracılığıyla sözsüz bir iletişimin kurulduğunu belirten Ulu, sanat yoluyla iç dünyamızdaki düşünce ve duyguların açığa çıkabildiğini ifade etti. Atölyeye ilk geldiklerinde kullanılan malzemelerle başa çıkmakta zorlanan danışanların zamanla sürece alıştıklarını ve rahat rahat ifade edebildiklerini belirtti.
“SERGİ 12 EKİM’E KADAR ZİYARETÇİLERİNİ AĞIRLAYACAK” Sanatın psiko-sosyal tedaviyi tamamlayıcı bir parça olduğuna dikkat çeken sergi, 12 Ekim Pazartesi gününe kadar Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi’nde ziyaret edilebilecek. Ziyaretçiler, sanat terapisi sürecinin nasıl işlediğini ve hastaların kendilerini ifade etme süreçlerini yakından görme fırsatı buluyorlar.