Hattuşa’nın Yüzyıllık Gözcüsü: Mehmet Erdek’in 51 Yıllık Kazı Serüveni
Hattuşa’nın yüzyıllık gözcüsü Mehmet Erdek’in 51 yıllık kazı serüveniyle tarih ve arkeoloji bir arada, merak uyandıran keşifler.
Hattuşa Antik Kenti’nin kalbinde, 51 yıldır kazı başlarının ve ustaların gözüyle yaşanan bir öykü var. Mehmet Erdek, Çorum’un Boğazkale ilçesindeki bu arkeolojik alanda kazı bekçisi olarak başladığı kariyerinde şimdiye dek pek çok mühür, tablet ve bronz objenin gün yüzüne çıkmasına katkıda bulundu. 15 yaşında başlayan serüveni, babasının mirasını sürdürürken yalnızca mesleğin inceliklerini öğrenmekle kalmadı, aynı zamanda bu antik kentte kazı yapan ekiplerle güçlü bir dayanışma kurdu.
1975 yılında Yerkapı bölgesinde eline kazmayı alan Erdek, babasının vefatından sonra da çalışmalarını sürdürdü ve ustalığa yükseldi. Hattuşa’daki çalışmaları sırasında Peter Neve, Jürgen Seeher ve Andreas Schachner gibi isimlerle birlikte çalışarak, antik dünyanın mühürlerinden, tabletlerinden, bronz eserlerinden birkaçını gün ışığına çıkardı. Yaş haddinden dolayı emekli olsa da son iki sezondur kazı alanında yalnızca kazma ustalığı görevini sürdürüyor.
“Bu iş sağlığıma iyi geliyor” diyen Erdek, AA muhabirine sağlık durumunun elverdiği sürece kazıya devam edeceğini söyledi. Genç yaşta yeteneğini keşfeden bu usta, 15 yaşında Yerkapı bölgesinde kazmayı eline alarak başlayan yolculuğunu, antik kentin zamanla değişen yüzüyle sürdürdü. Mevsimler geçtikçe geleneksel görevleri benimseyen veErdek, hiç kimseye karşı bir kırgınlık göstermeden çalışmanın armonisini kurdu.
Erdek’e göre kazı çalışmaları yalnızca toprak ve taşlardan ibaret değil; burada yüzlerce tablet, figür ve bronz eser depo olarak saklı olduğundan, herkesin keşifleriyle bir araya gelen bilgi birikimi giderek büyüyor. 120 yıl önce atılan ilk kazıya rağmen, bu bölgede farklı medeniyetler arasındaki etkileşimler büyüklüklerin sınırını zorlar nitelikte. Hitit duvarlarının zarifliği, çoğunlukla bunların üstüne kurulduğu bir doku sunuyor; çocuklar gibi merakla kazılan her katmanda yeni bir hikaye yatıyor.
Bir meslekten öte Erdek, mesleğini bir aile mirası olarak görüyor ve bu mirasın yeni kuşaklara aktarılması gerektiğini düşünüyor. Emekliliği sonrası iki sezonda da yalnızca kazı alanında çalışmaya devam eden bu ustanın, yaşamı boyunca karşılaştığı insanlar ve öğrettiği sabır, arkeoloji sevdasının en somut kanıtı olarak duruyor.