Mimarlık ve Kültürel Dönüşüm İçin Kapsamlı Uluslararası İş Birliği: Ersoy ve Molinari Görüşmesi
Mimarlık ve kültürel dönüşüm için küresel iş birliği: Ersoy ve Molinari görüşmesiyle uluslararası perspektifler ve yenilikçi çözümler.
Mehmet Nuri Ersoy, dünya çapında tanınan İtalyan küratör Luca Molinari ile Bakanlık makamında bir araya geldi. Görüşmede Haydarpaşa ile Sirkeci üzerinde yürütülen müze, sergi ve tasarım projeleriyle ilgili çalışmalarda edinilen deneyimler paylaşılırken, mimarlık ve müzecilik alanlarındaki uluslararası iş birliğinin ülke projelerine katacağı katkılar ele alındı. Bakan, Molinari ile sanal platformlardan da paylaşımlarını sürdürdüğünü belirtti ve bu toplantının kültürel projeler konusunda karşılıklı anlayış ve ortak vizyon geliştirdiğini söyledi.
Uluslararası alanda tanınan Molinari, Milano merkezli Luca Molinari Studio’nun kurucusu olarak mimarlık eleştirisi ve küratöryel çalışmalarını sürdürmektedir. Platform Architecture and Design dergisinin yayın yönetmenliğini yürütmesi ve Corriere della Sera, La Stampa gibi önde gelen gazetelere yazılarıyla katkı sağlamasıyla bilinir. 1995-2019 yılları arasında Skira yayınevinin Mimarlık ve Tasarım bölümünde editör olarak çalıştı; Marsilio Group ile yürüttüğü projelerle de mimarlık ve özel tasarım alanlarında izler bıraktı. Ayrıca Biennale ve UIA ödüllerine sahip olan Molinari, 2020 yılında Mestre’deki M9 Müzesi’nde bilimsel direktörlük görevi yapmıştır.
Haydarpaşa ve Sirkeci’deki mekânlarda yürütülen müze ve sergi çalışmalarının mimarlık, müzecilik ve kültürel projeler ekseninde nasıl şekilleneceği konusunda Molinari’nin bilgi birikimi önemli bir kaynak olarak değerlendiriliyor. LMS olarak kurucu rolünü üstlenen Molinari, 1994’ten itibaren sergiler, yayın projeleri ve müze çalışmalarıyla sınırları genişleten bir ekip kurdu. Bu ekip, mimarlık tasarımı, grafik tasarım ve proje yönetimini kapsayan disiplinler arası bir yaklaşımla kültürel projeleri hayata geçiriyor.
Luca Molinari ise şu anda Haydarpaşa ve Sirkeci sahalarında yürütülen projelerde küratör olarak görev almakta ve bu mekanların dönüşümünü yeni bir kimlikle kente kazandırmayı hedefleyen çalışmaların danışma kurulunda yer almaktadır. Bu yaklaşım; mekânların geçmişini ve kültürel sürekliliğini vurgulayarak ziyaretçilere zengin bir deneyim sunmayı amaçlar. Proje, iki ikonik garı kültürel ve toplumsal miras bağlamında korurken İstanbul’a yeni bir kültür-sanat odak noktası kazandırmayı hedefler. Bu çerçevede sergiler geçmiş ile günümüz arasında rezonans kuran bir dil ile tasarlanıyor.