Ev Diyaliziyle Yaşayanların Hikayesi: Hafize Kovan ve Türkiye’de Yaşam Süresini Uzatan Tedavi
Hafize Kovan’ın ilham veren öyküsü ve Türkiye’de ev diyalizi ile yaşam süresini uzatan bakımın etkisi üzerinden sağlık yolculuğu.
İzmir’de kronik böbrek yetmezliğiyle mücadele eden Hafize Kovan, 42 yaşında yıllardır diyalize bağlı yaşıyor. Evinde salonun bir köşesini diyaliz ünitesine ayıran Kovan, doktorlarının kendilerinin daha sağlıklı olabileceğini söylemesiyle günlük yaşamını bu yeni düzenle sürdürmeye karar verdi. “Günlük hayatta sağlıklı bir insanın yapabildiklerini bizler de yapabiliriz. Diyaliz hastaları beslenmeye dikkat ederse çalışabilir, okuyabilir, evlenebilir, spor yapabilir ve hatta çocuk doğurabilirler,” diyen Kovan, uzun süredir sürdürdüğü tedaviyle yaşamını sürdürmenin mümkün olduğuna inanıyor. İzmir’de yaşayan bir hastaya 1993 yılında babasından nakil yapılmış olsa da hastalığın tekrar etmesiyle diyalize geri dönmek gerekti. Bu süreçte önce bir merkezde, sonra evde diyalize devam eden Kovan, ev diyalizine geçişin kendine kattığı bağımsızlık ve esneklikten bahsediyor. Gece uyku sırasında yapılan diyaliz, sabah dinlenmiş uyanmayı sağlıyor ve bu da psikolojik olarak rahatlatıcı bir etki yaratıyor.
“İnsanlar diyalizden ölmez; bilinçsizlikten ölürler.” Uzun yıllar diş teknisyeni olarak çalışan Kovan, diyalizin iş yaşamını olumsuz etkilemediğini belirtiyor. Hafızasını ve kondisyonunu koruyan Kovan, koşu antrenmanlarına katılıyor, birçok madalyası var ve yaklaşık bir yıl önce evlendi. Çalışma hayatından ayrılmış olsa da diyaliz sürecinde gücünü koruyabildiğini vurguluyor: “Diyaliz hastaları çalışamaz gibi bir düşünce yanlıştır. Ben tüm hayatım boyunca çalıştım; zorlukları aşmanın tek yolu güçlü olmaktan geçer.” Diyalize bağlı yaşam tarzı, hastaların yaşam kalitesini düşürmüyor; beslenme, ilaçların düzenli kullanımı ve uygun sıvı alımıyla diyalizle uyumlu bir hayat sürdürülebiliyor.
Türkiye’de ev diyalizinin yaygınlaşması konusunda konuşan Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ercan Ok, ev diyalizinin 2015 yılında resmen başladığını belirtiyor. Evde diyaliz cihazları, su arıtma sistemi ve diğer ekipmanlar hastalar için ücretsiz olarak temin ediliyor. Gece diyalizinin avantajları arasında hastaların işlerini aksatmadan tedaviyi sürdürmesi ve yaşam kalitesinin yükselmesi yer alıyor. Başlangıçta gündüz, zamanla geceye kaydırılan programlar sayesinde hasta haftada 3 kez 7-8 saatlik seanslarla diyalize giriyor. Türkiye’de şu anda yaklaşık 1500 ev diyalizi hastası bulunduğunu belirten Ok, bu tedaviyle çalışan hasta oranının merkez diyalize göre üç kat daha yüksek olduğuna dikkat çekiyor. Ayrıca evde diyaliz yapan hastalarda çocuk sahibi olma ihtimalinin artması da sevindirici bir sonuç olarak öne çıkıyor.
Görüldüğü gibi kamu ve özel hastanelerde sunulan ev diyalizi tedavisi, hastaların yaşam sürelerini uzatma potansiyeli taşıyor. Ok, ev diyalizinde yaşam süresiyle ilgili elde edilen bulguların, merkez diyaliziyle karşılaştırıldığında olumlu yönde olduğunu ifade ediyor. Ev hemodiyalizine başlayan hastaların yaşam süreleri üzerinde yapılan karşılaştırmalarda, merkezi diyaliz hastalarına göre önemli bir fark saptanmış durumda. Bu tedavinin en büyük avantajı, hastaların günlük yaşamlarına daha fazla esneklik kazandırması ve sağlık durumu üzerindeki olumlu etkileriyle yaşam kalitesini artırmasıdır.