Kekova Batığı: Zamanlararası Denizcilik Ağının Işıkları
Kekova Batığı: Zamanlararası Denizcilik Ağının Işıkları — geçmişin gölgeleriyle bugün arasındaki yolculuğu aydınlatan sıradışı bir keşif.
Antalya’nın Kekova Adası yakınlarında bulunan dünyanın en eski batığına ait amforaların, Anadolu’nun denizcilik tarihinde önemli ipuçları sunduğu belirtildi. Mavi Vatan kapsamındaki çalışmalar, bu eski kalıntıların gün yüzüne çıkartılmasıyla deniz ticaretinin izlerini yeniden canlandırıyor.
Kazılarda elde edilen yaklaşık 4 bin 400 ila 4 bin 700 yıl öncesine ait amforalar, dönemin ticaret bağlantılarını ve denizcilerin günlük yaşamlarına dair çarpıcı ayrıntıları ortaya koyuyor. Bakan Ersoy’un sosyal medya paylaşımında da ifade ettiği gibi, bu buluntular Doğu Akdeniz’deki ticaret ağlarının derinliğini gösteriyor; kil analizleri, üretim yerinin Ürdün Vadisi’ndeki atölyeleri işaret ediyor. Ayrıca benzer örneklerin Mısır, Troya ve Girit’te bulunması, farklı coğrafyaları deniz yoluyla bağlayan ticaret ağlarının anlaşılmasına katkı sunuyor.
Su altı mirasının korunması için yürütülen çalışmalar sürerken, Anadolu’nun denizcilik tarihini aydınlatmaya yönelik çabalar da devam ediyor. Elde edilen veriler, gelecek nesillere aktarılacak kültürel mirasın güvenli bir şekilde korunmasına yöneliktir. Doç. Dr. Hakan Öniz gibi bilim insanlarının önderliğinde yürütülen kazılarda, ekip çalışmasının önemi bir kez daha vurgulanıyor.
ÜRDÜN VADİSİ’NDEN TROYA’YA UZANAN TİCARET AĞI— Akdeniz Üniversitesi işbirliğinde sürdürülen önceki çalışmalar, Kekova Adası çevresindeki batıkların Erken Tunç Çağı’na işaret ettiğini gösteriyor. Yetkililer, bu süreçte su altından çıkarılan amforaların üretim ve taşıma süreçlerini anlamaya odaklandığını belirtiyor. Projeyle, gemilerin Levant kıyılarından hareket ederek Troya ya da Girit yönüne ilerlediğini varsayan bulgular üzerinde duruluyor.
Gemi Yükü ve Beslenme İpuçları— Kazılar sırasında bulunan bir amfora, üzerinde yer alan dokuz işaret ve çift delik gövdesiyle dikkat çekiyor. Bu kap, peynir ya da tereyağı yapımında kullanılan bir yayık amforası olabileceğini düşündürüyor. Böyle bir buluntu, denizcilerin uzun yolculuklarda keçi taşıyarak gemide süt üretmiş olabileceğini akla getiriyor; bu da batığın taşıdığı ticari yükün yanı sıra dönemin denizcilerinin beslenme alışkanlıklarına dair de önemli olası veriler sunuyor.