DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul °C
İstanbul
°C
°C
°C
°C
°C

Bursa-Manolya: Zeki Müren’in Çocukluk Dostlarının Hatırasını Taşıyan Ağaç ve Konağın Hikayesi

Bursa-Manolya: Zeki Müren’in çocukluk dostlarının hatırasını taşıyan ağaç ve konağın hikayesi—anıların sıcaklığıyla dolu bir nostalji yolculuğu.

07.09.2026
A+
A-

Osmangazi’nin tarihi Hisar semtinde, Mollagürani Mahallesi’nde 18. yüzyıla ait bir konak bahçesinde 300 yıllık manolya ağacı duruyor. Bu asırlık ağaç, kentin geçmişinden bugüne uzanan canlı bir simge olarak varlığını sürdürüyor ve Zeki Müren’in çocukluk yıllarına kadar uzanan bir hikâye taşıyor.

Sanatçı, Türkiye’de ilk Altın Plak ödülünü kazandığı 1955 yılında, “Manolyam” adlı eserini bu ağacın gölgesinde oyun oynadığı dönemde ilham alarak yazdığını söylüyor. Efsanevi sesin memleketi Bursa’da da yankı bulan bu hatıra, ağacın etrafında gezinirken çocukluk arkadaşının oğlu Ahmet Aydın’ın sorumluluğunda günümüze taşıınıyor.

Ahmet Aydın (65), manolya ağacını ailesinin dördüncü kuşak emanetçisi olarak görüyor. Tesise dönüşen konağın duvarlarındaki eski fotoğraflar, restoranında çalınan Zeki Müren eserleriyle geçmişin izlerini canlı tutuyor. Aydın’ın amacı, mahalledeki bu değerli mirası gelecek nesillere aktarmak ve kültürel bir rehber olarak yaşatmak.

Bazı hatıraların mekânı olan bu konak, eski günlerde babası Hayrettin Aydın ve Zeki Müren’in çocukluk yıllarını hatırlatıyor. Aydın, babasının ve sanatçının mahalledeki çocukluk dönemlerini anılarında canlı tuttuğunu belirtiyor; ağacın altında oyunlar oynarken yazılan o meşhur sözler, bu bölgenin ruhuna yerleşmiş durumda. “Koklamaya kıyamam, benim güzel manolyam” dizesiyle hafızalarda yer edinen bu hikaye, ağacın görkemiyle bir kez daha anlam buluyor.

Manolya ve Bursa: Her yıl haziranın başında çiçek açan ağaç, temmuz sonuna kadar bu görselliğini korur ve dünyanın farklı noktalarından ziyaretçilerin dikkatini çeker. Ağaç, Bursa’nın manolya sevgisini de simgeliyor; geçmişte Altıparmak Caddesi boyunca uzanan yoğun ağaçlıklar bugün de hatırda kalmışken, şu anki bahçede 300 yıllık bu ağaç, şehrin en yaşlı canlı aktarımı olarak öne çıkıyor.

Ahmet Aydın, mahalledeki bu mirası korumanın yalnızca bir görev olmadığını, bir vefa borcu olduğunu vurguluyor. Evinin karşısında bulunan bu konağı restore ettirip butik otele dönüştürmesi ve Zeki Müren’in kendi sesinden yayılan melodilerini konuklarına sunması, geçmiş ile bugünü birbirine bağlıyor. Bununla birlikte, ailesinin beş kuşaktır sürdürdüğü yaşam alanını da bir sergi alanına dönüştürme fikri gündemde.

Düşünceler: Bursa’da bir Zeki Müren Müzesi kurulması talebi, Ahmet Aydın’ın kalbinde yankılanıyor. “Dünyada Elvis Presley neyse, bizim Zeki Müren’imiz de odur” diyen Aydın, Şehrin bu değerli isminin hak ettiği yere sahip çıkılması gerektiğini belirtiyor. Bodrum’daki anıtsal müzeye benzer bir vefa ve şöhretin Bursa’da da yankı bulması arzusunu dile getiriyor.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.