Sardes’in Dev Sur Duvarı: Pişmiş Tuğla Iskelesiyle Yeniden Korunan 2500 Yıllık Miras
Sardes’in dev sur duvarı, pişmiş tuğla iskelesiyle 2500 yıllık mirası yeniden koruyan büyüleyici bir keşif.
Pişmiş tuğla teknolojisinin Anadolu’da bilinmediği bir dönemde inşa edildiği tahmin edilen devasa sur duvarı, Sardes Antik Kenti’nde gün yüzüne çıkartılan buluntularla yeniden gündeme geliyor. M.Ö. 600’lü yıllara tarihlenen yapı, genişliği 20 metre, yüksekliği ise yaklaşık 12 metre olarak kaydedildi. Arkeolojik incelemeler, bu görkemli yapının Asurlulara özgü mimari tekniklerin Lidya topraklarına sızmasıyla ortaya çıktığını düşündürüyor; kerpiçler arasına sıkıştırılan pişmiş tuğlaların bu tekerlekli dokuyu desteklediği anlaşılıyor. Duvarın biçimsel özellikleri incelendiğinde, Anadolu’da başka benzeri olmayan bir know-how ile karşılaşıldığı ortaya konuyor ve bu durum “Kayıp Asurluların” Lidya topraklarındaki varlığını belgeleyecek nitelikte görülüyor.
Dinamik bir tarih anlatımıyla, Asurluların Lidya topraklarına kaçtığı varsayımı güç kazanıyor. Saldırılar sonucu başkentine zarar gören Asur İmparatorluğu’nun ustaları, Sardes’e sığınmış olabilir ve bu geçişte katedilen teknik bilgi, burada uzun ömürlü bir yapı olarak hayata geçmiş görünüyor. Suyun ve rüzgarın yıpratıcı etkilerine karşı korunabilmesi adına, kerpiç ve pişmiş tuğla birlikteliğinin üzerinde durulmasıysa, duvarın özgünlüğünü korumanın anahtarını oluşturuyor.
Görüntülenen koruma planı kapsamlı bir titizlikle uygulanıyor. Önce duvarın milimetrik haritası çıkarılarak, eski malzemelerin boyutları, dokuları ve renkleri laboratuvar ortamında detaylı biçimde analiz edildi. Ardından orijinal yapı ile aynı karakterde kopya tuğlalar üretildi ve bu yeni parçalar, eski duvarın önünde, hava almasını sağlayacak bir koruma bandıyla birleşti. Böylece ziyaretçiler, aslında 2500 yıllık bir mirası, yeni bir yüzeyle takip edebiliyorlar.
Kazı başkanının ifadelerine göre, “Burası, Lidya sur duvarlarının nadir örneklerinden biri.” Bu noktada, duvarın genişliği ve yüksekliği açısından Anadolu’da eşine rastlanmayan bir yapısal seviyeye işaret ediliyor. Cahill, M.Ö. 7.-6. yüzyıllarda başlayan bu inşa sürecinin, Asurluların dünya imparatorluğu hayallerine paralel bir hareketin sonucunda gerçekleştiğini düşünüyor. Duvarın teknik yönleriyle ilgili en çarpıcı kanıtlardan biri ise pişmiş tuğla ve kerpiç birleşiminin, bu döneme özgü olduğu ve yalnızca Mezopotamya ile Asur bölgelerinde görüldüğü gerçeği.
Geleceğe güvenle taşınması hedefiyle geliştirilen koruma yöntemi, yeni kerpiçlerle mevcut yüzeyin arasına ince bir kaplama uygulanmasını içeriyor. Böylece orijinal yapının görünürlüğü korunurken, dış etkilerden gelen zararlar da minimize ediliyor. Uzun vadede, açıkta kalan parçaların iklimsel etkenlerden korunması sağlanıyor ve gerektiğinde kaplama kaldırılarak orijinal görünüm yeniden görülebilir hale getiriliyor.
Kaynaklar: İhlas Haber Ajansı, Haberler.com