Doğu Karadeniz Yayla Yolculuğu: Dağlarda Sürdürülen Çobanlık Geleneği
Doğu Karadeniz yaylasında çobanlığın geleneksel ritmi, dağların büyüsü ve doğayla uyumlu sürüş yolculuğu.
Doğu Karadeniz’in yüksek doruklarında, yazın ortasında sürgüleyici bir uğraş sürüyor. Akçaabat’tan yola çıkan 63 yaşındaki İhsan Kaba, 500 küçükbaş hayvanla 120 kilometrelik dağ yolu boyunca sekiz gün yürüyerek Gümüşhane’nin Torul ilçesindeki Artabel Gölleri civarına ulaştı.
Çevredeki zengin bitki örtüsünün içinde, kent merkezinin sıcak havasından uzakta, serin ve rüzgarlı dağ havasında hayvanlarını besleyen Kaba, beş kuşaktır süren çobanlık geleneğini sürdürmeye devam ediyor. AA muhabirine konuşan Kaba, çocukluğundan beri bu işi yaptığını belirtti ve yayla yolculuğunun hem zorlukları hem de keyifleri olduğundan söz etti: “Zorluk şu ki, Akçaabat’tan çıkıp buraya gelene kadar sekiz gün yürümek zorunda kalıyoruz. Ama burada bir çay demleyip içince tüm zorluklar unutulur. Parayı peşin aldığımızda ise daha keyifli oluyor.”
Çobanlığın ailesel yönünü vurgulayan Kaba, kendi oğlu ve bir arkadaşıyla birlikte bölgededir. Yaklaşık 500 hayvanlık sürüyü yöneten Kaba, gece konaklamalarında problem yaşamıyor; köpekler, bekçilik görevi görüyor. Ayıların gece dağların üzerinde belirdiğini belirten ancak zararsız oldukları için işlerinin ilerlediğini ifade etti. “O da bir hayvan; o da karnını doyuracak,” diye ekledi. Sürünün bazı hayvanlarını yılda yalnızca birkaç hayvan olarak alabiliyoruz, bu da nasip meselesi.
Dedelerinden kalan çobanlık kültürünü bugün de yayla sevgisiyle yaşatan Ercan Güner ise 57 yaşında; Karadeniz’in bunaltıcı sıcaklarından kaçarak yaylalara sığınmanın huzurunu paylaşıyor. Güner, geçmişte köydeki akrabaların bir araya gelip yüzlerce hayvanla yaylalara çıktığını hatırlatırken, şimdi hayvan sayısı azalsa da Trabzon’un sıcağından uzaklaşmanın verdiği ferahlığı dile getiriyor: “Eskiden amcamların 100’den fazla hayvanı olurdu; şimdi ise sıcaklardan kaçıp bu güzel doğayı görmek için yaylalara geliyoruz.”