Cansever’in Mücadele Dolu Yaşamı: Lösemiyle Yoğun Savaş ve Sanatın İzleri
Cansever’in mücadelesiyle yoğrulan yaşamı, löseminin zorlu günleri ve sanatın izleri kısa ve etkili bir yolculukla okuyucuyla buluşuyor.
Arabesk ve Türk müziğine damga vurmuş Cansever, 1990’ların unutulmaz eserleriyle anılan bir isim olarak hatırlanıyor. Lösemiyle süren mücadelesi ve tedavi süreçleri, sevenlerini ve dinleyici kitlesini derinden etkiledi. Almanya’da başlayan ve İngiltere, Türkiye derken pek çok ülkede yankı bulan tedavi süreci, 26 Mart 2026’da yapılan ilik nakliyle bir dönemeç noktasına ulaştı. Nakilin ardından sağlık durumu yakınlarıyla paylaşılmaya devam edildi.
Son paylaşımı sevenlerinde hâlâ yankı buluyor. Cansever, tedavinin yoğun günlerinde fiziksel zorlukları ve sürekli kullanılan serumlarla mücadele ettiğini belirtmişti. Konuşmakta ve yazmakta güçlük çektiğini ifade ederken, hastalığın geçmesini dilediğini ve bu süreçte duaların önemini vurgulamıştı: “Canlar, merak etmeyin. Allah’ın adıyla bu da geçecek. Çok yazan, arayan var; konuşamıyorum, yazamıyorum. Sürekli serumlar, antibiyotikler, ilaçlar alıyorum ve sürekli yatıyorum. Tansiyonum düşüyor, ateşim yükseliyor. Bu stabil hale gelsin; o zaman duanızı eksik etmeyin.”
2025 yılı sonlarında lösemi teşhisi konulan Cansever, Aralık ayında kemoterapiye başlandı ve Almanya’da donör bulunmasının ardından 26 Mart 2026’da ilik nakli gerçekleştirildi. Naklin ardından sağlık durumunun olumlu yönde ilerlediği bildirildi; ancak süreç onun için hâlâ zorlayıcı geçti ve 59 yaşında aramızdan ayrıldı.
Kimdir Cansever? Gerçek adı Dzansever Dalipova olan sanatçı, 8 Temmuz 1967’de Kuzey Makedonya’nın Veles şehrinde dünyaya geldi. Yedi çocuklu bir ailenin en küçük ferdiydi ve gençliğinden itibaren müziğe yöneldi. 12 yaşında geçirdiği bir kazada bir gözünü kaybetmesi, onu hayata karşı daha dirençli kıldı. Profesyonel müzik kariyerine 1992’de Kuzey Makedonya’da yayımladığı “Kemano Başal E Romenge” albümüyle başladı.
Türkiye’de tanınmasıyla ilgili kilit an 1997’de İbrahim Tatlıses’in sunduğu İbo Show’a konuk oluşu, onu geniş kitlelere taşıdı. Sahneye çıktığı “Kara Çadır” türküsünün beğeniyle karşılanması, o yıl “Meçhul” albümünü de müzik sahnesine kazandırdı. Roman ezgileri, Balkan melodileri ve arabesk tınıları ustaca bir araya getiren Cansever, “Kara Çadır”, “Cemalim”, “Kime Bu İnat” ve “Yollar Hasta Ben Yorgunum” gibi eserlerle adını duyurdu.
Sağlıkla mücadele yılları Ankilozan spondilit hastalığıyla genç yaşta karşılaşan sanatçı, 1994’te bu hastalığı öğrendi. Yaklaşık 15 yıl boyunca fiziksel engellerle mücadele ederken, 2007’de Almanya’ya taşınması, 2009’daki operasyonla kamburluk sorununu büyük ölçüde giderdi ve müziğe dönüşünü destekledi. Göz kaybı, omurga hastalıkları ve son olarak lösemiyle verdiği mücadele, onun müzik kariyerini de derinden etkiledi. Cansever, yaşadığı zorluklara rağmen özgün üslubunu koruyarak Türk müziğine damga vurdu.