Beş Kapılı Caminin Aşkını Maketlerle Yaşatan Turfan Kacar’ın Öyküsü
Beş kapılı caminin aşkını maketlerle canlandıran Turfan Kaçar’ın etkileyici öyküsü: tutku, sanat ve yolculuk dolu bir ilham hikayesi.
İzmir’de doğup büyüyen ve üç çocuk sahibi olan Turfan Kacar, gençlik yıllarında iç mimarlık bölümünü yarıda bırakmak zorunda kaldı. 77 yaşında Kayseri’de, pek çok malzeme kullanarak devasa ölçekte maketler üretiyor.
Üniversiteyi ikinci sınıfında bırakmak zorunda kalan Kacar, hayatın zorluklarıyla karşılaştığında çalışmayı sürdürdü ve emekliliğe yaklaştıkça boş zamanlarını maket yapımına adadı. Aynı evde, Adana’daki Varda Köprüsü’nden İstanbul’daki Ortaköy Camisi’ne, Boğaziçi Köprüsü’nden Mardin’deki taş evlere uzanan pek çok yapı maketini tamamladı; hatta beş minareli cami tasarımı üzerinde de çalıştı.
Kacar, AA muhabirine, gündüz işlerini yürütüp akşamları eğitimine devam etmek istediğini, fakat maddi imkânlar nedeniyle ilerleyemediğini anlattı. Hayata erken atılan biri olarak küçük yaşlardan itibaren çalıştığını söyleyen Kacar, maket yapma ve tasarımlarla kendisini motive ettiğini belirtti. “Beş senelik bir mazi bu” diyerek geçmişine vurgu yaptı ve ileride bir camiyi sadece aynadan da olsa görmek istediğini ekledi.
“İçimde mimarlık özlemi vardı; büyük hayaller kurmuştum,” diyen Kacar, 65 yaşından sonra Kayseri’ye yerleşti ve eşini kaybettiği beş yıl önceyi hatırladı. Sanatıyla vakit geçirmek, yalnızlığı kırmak adına bu uğraşa yöneldiğini ifade etti. En son yaptığı camiden bir parçayı, Türkiye’yi temsil eden bir motif olarak gördüğünü ve ay yıldızın yanı sıra beş kapıyı simgeleyen bir eseri yaratmayı amaçladığını söyledi.
Kacar, eserlerini tasarlarken bir hadisten ve Kur’an-ı Kerim’den alınan bir ayetten ilham aldığını aktardı: “Güzel işler yapanlar Allah’ı hoşnut eder.” Ayrıca, çalışmasının her aşamasında kusursuzluk peşinde koştuğunu, düşündükçe tasarımını geliştirdiğini ifade etti. Örneğin şelaleler, seyir terasına konumlanmış minyatür figürler gibi unsurları eklerken, “kusur bulmasınlar” diye üzerinde titizlikle çalıştığını sözlerine ekledi.
Maketlerinin başlangıçta evindeki yerleşim sorunları nedeniyle artık evinin sığmadığını söyleyen Kacar, eserlerini satıp elde edilecek geliri ihtiyaç sahipleriyle paylaşmayı arzuluyor. Malzeme konusunda sınır tanımayan bir yaratıcı olarak, röntgen filmiyle başlayan yolculuğunu sebze kasasına, şeker çubuklarından strafor köpüğüne kadar pek çok farklı materyalle zenginleştirdi. Caminin kubbelerini yaparken makarna süzgecinden, camiyi süslerken pinpon toplarını bile kullandı. Bir hocasının sözlerini paylaşan Kacar, çöpten deha çıkarmanın önemli olduğunu savundu. Fakat tek amacı yalnızlığı aşmak değil; aynı zamanda paylaşımla büyümek ve topluma katkıda bulunmaktı.