DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul °C
İstanbul
°C
°C
°C
°C
°C

Şükufe Sanatıyla Unutulmuş Türk Motiflerinin Günümüze Taşınması: Yılmaz Çakmak’ın Hikayesi

Şükufe sanatıyla unutulmuş Türk motiflerinin Yılmaz Çakmak’ın hikayesiyle günümüze taşıdığı dokunaklı bir yolculuk, kültürel mirasın yenilenmesi.

25.07.2026
A+
A-

Osmanlı döneminde doğan ve çiçeklerin ince tarama teknikleriyle gerçekçi biçimde resmedildiği şükufe sanatının temsilcilerinden Yılmaz Çakmak, uzun süren çalışmalarıyla kaybolmaya yüz tutmuş motifleri gelecek kuşaklara aktarmayı amaçlıyor.

Üç çocuk babası ve 58 yaşındaki Çakmak, yaklaşık yedi yıl önce iş hayatının yanında geleneksel sanatlara yönelerek hat, tezhip, şükufe ve resim eğitimine başladı. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Konservatuvarı Tezhip Bölümü’nden icazetli hattat olarak mezun olan Çakmak, Kocaeli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü’nde öğrenimini sürdürmeye devam ediyor.

AA muhabirine konuşan Çakmak, şükufenin Osmanlı’da 18. yüzyılda gelişen, çiçeklerin natüralist biçimde işlendiği özel bir resim tekniği olduğunu belirtti. Klasik tezhipteki stilize çiçeklerden ayrılan bu üslubun, doğadaki gerçek çiçek görüntülerini esas aldığına dikkat çekti. Avrupa Rokoko etkisinin Osmanlı sanatıyla buluşmasıyla bu yaklaşımın yaygınlaştığını söyleyen Çakmak, “yeni açan gül” anlamına gelen bu terimin, çiçeğin iki boyutlu ya da çok yönlü taramalarla resmedildiği özel bir teknik olduğuna vurgu yaptı.

“Sanatın insanı düşünmeye sevk etmesi gerekir” diyen Çakmak, şükufede hata payının çok düşük olduğuna işaret ediyor. Şükufede, iki, üç, hatta beş yönlü tarama uygulanabildiğini, net ve şeffaf bir resim ortaya çıktığını ifade ediyor. Ancak bu süreç, hiçbir çizgi, hareket veya fırça darbesinin olmayışı nedeniyle uzun sürüyor; bir çiçeğin taramasının 2-3 hafta alabildiğini belirtiyor.

Ülkemizde bu sanatı sürdüren kişi sayısının sınırlı olduğuna değinen Çakmak, şükufenin geleneksel sanatlar arasındaki yaygın eğitim müfredatında bulunmadığını ve usta-çırak ilişkisiyle aktarıldığını vurguluyor. Kendini yalnızca tek bir sanat dalıyla sınırlamayı düşünmediğini, hat, tezhip, şükufe ve resimleri aynı düşünce ekseninde birleştirme hedefinde olduğunu söylüyor.

Bir sanatı mükemmelleştirmek, zanaatı kuvvetlendirir; fakat sanatçı olmanın asıl gereğinin düşünce üretmek olduğuna işaret eden Çakmak, “Sanatın insanı düşünmeye yönlendirmesi gerekir. Hat yazısında kullanılan kelimeler, tezhipteki altın kullanımı ve çiçeklerin birleşimi anlamlı bir bütün oluşturduğunda, işte o zaman sanattan söz edebiliriz.” diye konuştu.

Gelecekte eğitim vermeyi planlayan Çakmak, binlerce yıllık kültürel birikimi günümüze taşımanın büyüsüne vurgu yapıyor. Uygurlardan günümüze uzanan zengin bir mirasın yeniden görünür kılınması için çalıştığını ifade ediyor. Eserlerinde bu mirası yeniden canlandırmaya çalıştığını söyleyen Çakmak, tarih boyunca oluşan motif ve desenlerin çoğunun unutulduğunu hatırlatıyor ve onları yeniden kullanmayı hedefliyor.

Çakmak, bilgi paylaşımının kişilerde bilgiye dönüşmesini sağladığını belirterek, “Bir öğretmeye başladığında, aynı zamanda kendini de eğitmiş olursun. Paylaştıkça oturup düşünürsün; bildiğini fark edersin.” sözleriyle öğrenme dinamiğini özetliyor.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.